Konum > Anasayfa / Archive by category 'Makaleler'

| Abone olun, haberiniz olsun RSS

Risalet ve Nübüvvet nedir? 2. Bölüm

15 Mayıs 2008 | Yorum Yok | Kategori: Makaleler | Yazan: admin

risalet,nübüvvet,resul,rasul,elçi,peygamber,islam,

Risalet ve Nübüvvet - II

Bugün çok çarpıcı bir konuya değineceğim inşaallah! Önce aşağıdaki ayeti bir okuyalım.

* Muhammed, sizin ricalinizden (adamlarınızdan) hiçbirinin babası değildir. Ama Allah’ın Rasulü ve nebilerin hatemidir (mührüdür). Allah her şeyi hakkıyla bilendir. (33/40)

* Hatem: Mühür
* Hatim: Sona erdiren, mühürleyen

Yukarıdaki ayeti yorumlarken Hz. Muhammed aleyhisselâm‘ın son nebi olduğunu, ama son rasûl olmadığını, O‘ndan sonra gelen veya gelecek rasûller olduğunu iddia eden yorumcular da var. Bu ayetle ilgili yorumlar sadece ülkemizde değil, daha pek çok İslâm ülkesinde çeşitli zamanlarda gündeme geliyor. Kimi zaman örtülü olarak, kimi zaman da açık olarak. Bence lafı eveleyip gevelemeye gerek yok. Kafalarda soru işaretleriyle dolaşacağımıza, bu konu açıkça ortaya konup, herkes fikrini söylemeli.. 21. yüzyılda yaşıyoruz, ama hâlâ tabularımız ve dokunulmaz konularımız var. Tabûlar, yasaklar ve dokunulmazlar daima şüpheyi tahrik eder ve imanı yaralar. Konuyu bu noktaya getirmeden, düşünce platformuna taşıyıp incelemek en doğru yaklaşım olur. Bugün açıkça konuşulamayan pek çok konu, kapalı kapılar ardında illa ki konuşuyordur, çünkü insanoğlunun doğası bu… Düşünceme göre bu da böyle bir konu..

Devamını okuyunuz… »

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Risalet ve Nübüvvet nedir? 1. Bölüm

14 Mayıs 2008 | Yorum Yok | Kategori: Makaleler | Yazan: admin

risalet,nübüvvet,resul,rasul,elçi,peygamber,islam,Din, evrensel ilâhi düzende insan için yürürlükte olan yasalardır. Biz insanlara Sünnetullah kapsamında bildirilen düzendir din, ki nebi tarafından insanın yükümlülükleri olarak açıklanmıştır. Neden muhatap insandır ve insanın yükümlülüğüdür? Çünkü İnsan, yeryüzünde Allah‘ı sıfat ve mânâlarıyla idrak edebilecek ve bu idrakine yakışır şekilde yaşayıp, Allah‘a layıkıyla kulluk edecek bir donanımla yaratılmıştır. Kur’ân‘da bu özelliği şöyle vurgulanır: * Biz insanı en güzel biçimde (ahsen-i takvim üzere) yarattık. (95/4) İşte bu özelliklerinden dolayı emanete varis kılınmıştır, ki O emanet Allah‘ı sıfat ve mânâlarıyla idrak edip, layıkıyla kulluk edebilecek potansiyeldir ve dolayısıyla hilafettir. Ahzap sûresi 72. ayette insana verilen bu ulvî emanet * Biz o emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik, onlar, onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi. O gerçekten çok zalim ve çok cahildir.(33/72) buyrulur. Ayetin sonunda insan için “O gerçekten çok zalim ve çok cahildir” buyrulması ise, insanın bu potansiyele uygun yaşamayarak, özüne, aslına, hakikatine zulmetmiş olacağını anlatmak içindir.

Devamını okuyunuz… »

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Konuşma Adabı,Hikmetli Konuşma

14 Mayıs 2008 | Yorum Yok | Kategori: Makaleler | Yazan: admin

Hikmetli konuşmak, bir insanın olabilecek en doğru, en faydalı ve en yerinde konuşmayı yapabilmesidir. Ancak hikmetli konuşmanın herhangi bir kuralı yoktur. Yerine, zamanına, hitap edilen kişilere ve içerisinde bulunulan şartlara göre değişir.Dahası hikmetli konuşabilmenin kişinin zeka seviyesiyle, kültür düzeyiyle, tahsil durumuyla ya da teknik bilgisiyle de herhangi bir bağlantısı yoktur. Bu gerçekten habersiz olan kimi insanlar hikmetli ve güzel bir hitabet yeteneği elde edebilmek için çeşitli kurslara ya da eğitim programlarına katılırlar. Kimileri de bu özelliğin teknik dikkat ile elde edilebileceğini sanırlar; bunun için konuşmalarının edebiyat kurallarına veya güzel söz sanatlarıyla ilgili bazı kitapların öğütlerine olabildiğince uygun olmasına büyük özen gösterirler.Uzun ve sıra dışı cümleler kurduklarında ya da entelektüel değeri olduğuna inandıkları güncel ya da yabancı terimler kullandıklarında konuşmalarının son derece etkili ve süslü olacağına inanırlar. Oysa bunların hiçbiri insana hikmetli konuşabilme yeteneği kazandırmaz. Çünkü hikmet ancak imanla,
Allah korkusundan kaynaklanan samimiyetle ve Allah’a duyulan teslimiyetle kazanılabilen bir özelliktir.
Kuran’da meleklerin “Dediler ki: “Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, herşeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın.” (Bakara Suresi, 32)” ayetiyle bildirilen tesbihlerinde olduğu gibi, Allah sonsuz hikmet sahibidir ve dilediği kişiye bu
nimeti dilediği kadarıyla verir. İnsanın ise Allah’ın kendisine öğrettiği dışında hiçbir bilgisi yoktur.Hikmet sahibi bir kimse konuşmalarında kendisini karşı tarafa beğendirme amacı taşımaz. Kendisine nutku verip konuşturacak olanın Allah olduğunu bilerek Allah’a sığınır ve sadece O’nun rızasını kazanmayı hedefleyerek konuşur. Her an olduğu gibi konuşurken de insanların değil;Allah’ın huzurunda bulunduğunu
ve konuşmasının ancak O’nun dilemesiyle etkili olacağının şuurundadır. Sözlerinin etkili ve hikmetli olması için Allah’a dua eder. Bu samimiyete karşılık, vicdanı insana söylenmesi
gereken en güzel sözleri ilham eder. Dolayısıyla neyin vurgulanması, neye dikkat çekilmesi ya da neyin söylenmemesi gerektiğini; hangi üslubun yanlış, hangi anlatımın etkili olacağını vicdanını dinleyen herkes kolaylıkla bulabilir.Kuran ahlakının yaşanmadığı yerlerde yapılan süslü ve edebi konuşmaların aksine hikmetli konuşan insanın sözleri karşı tarafın kalbine etki eder. Samimi bir insan hiçbir zaman için insanların takdirini hedefleyerek konuşmaz. Kuran ahlakından uzak olan insanların asıl amaçları ise kendilerini insanlara beğendirmek olduğu için, bu durumda samimiyet tamamen ortadan kalkar. Samimiyet olmayınca doğal olarak hikmetli konuşma da olmaz. Burada ancak teknik bir etkiden söz edilebilir.
Konuşmacı kimi zaman sırf bir konuda ne kadar derin bilgiye sahip olduğunu ortaya koyabilmek adına dinleyenlerin hiçbir şekilde işine yaramayacak pek çok gereksiz konuşma yapar.
Kimi zaman da son derece basit bir mantıkla ve kısa birkaç cümleyle anlatabileceği bir konuyu iki-üç saatlik bir konuşmanın içinde boğar. Oysa iman eden bir insan bir konuyu olabilecek
en açık ve anlaşılır, en özlü, etkileyici ve karşı tarafa fayda sağlayacak üslup ile anlatır.
Amacı ne kendini beğendirmek ne de karşı tarafa üstün görünmektir.
Amacı sadece Allah’ın rızasını kazanmak için karşı
tarafa faydalı olabilmektir. Niyeti halis olduğu için Allah’ın izniyle bu çabası en hayırlı şekilde sonuçlanır.
Kuran’ın, “Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir…”(Bakara Suresi, 269) ayetiyle hikmetin önemine ve insanlar için
büyük bir nimet olduğuna dikkat çekilmektedir.Gerçekten de hikmet sahibi bir insan, Allah’ın izniyle dini en güzel şekilde yaşayabilmekte, Allah’ın en razı olacağı konuşmaları yapabilmekte, insanlara Kuran ahlakını en anlaşılır ve en etkili bir biçimde anlatarak çeşitli hayırlara vesile olabilmektedir.
Böyle bir insanla muhatap olan kimseler, bu kişinin hikmetli yorumları sayesinde olayların fark edemedikleri yönlerini görebilmekte,
akledemedikleri akılcı davranışlara yönelebilmektedirler.Hikmetin ne denli büyük bir nimet olduğunun farkında olan müminler dualarında Allah’tan kendilerine ‘hikmet, anlatım
çarpıcılığı ve etkili bir hitabet kabiliyeti’ vermesini isterler. Kuran’da peygamberlerin de bu yönde dua ettiklerine örnek olarak Hz. İbrahim’in duası verilmektedir:Rabbim, bana hüküm (ve hikmet) bağışla ve beni salih olanlara kat; Sonra gelecekler arasında bana bir doğruluk dili (lisan-ı sıdk) ver. (Şuara Suresi, 83-84)
Ayetlerde Allah’ın hikmeti dilediği kimseye verebileceğine ve hikmetin Allah’ın elçilerinin de önemli özelliklerinden biri olduğuna dikkat çekilmektedir. Örneğin “…Ona hikmet ve
anlatım çarpıcılığını vermiştik.” (Sad Suresi, 20) ayetiyle Hz. Davut’a Allah Katından özel bir hikmet ve anlatım çarpıcılığı verildiği bildirilmektedir. “Yoksa onlar, Allah’ın Kendi
fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar? Doğrusu Biz, İbrahim ailesine kitabı ve hikmeti verdik; onlara büyük bir mülk de verdik.” (Nisa Suresi, 54) ayetiyle de Hz. İbrahim’e hikmet verildiğinden bahsedilmektedir.
Bunun yanında, hikmetli konuşmanın kişinin yaşıyla da bir bağlantısı yoktur. Allah samimiyeti ve imanı oranında dilediği insana dilediği yaşta hikmet verebilmektedir. Kuran’da bu durumun
en güzel örneklerini Hz. Yahya ve Hz. Musa’da görmek mümkündür.
“(Çocuğun doğup büyümesinden sonra ona dedik
ki:) “Ey Yahya, kitabı kuvvetle tut.” Daha çocuk iken ona hikmet verdik.” (Meryem Suresi, 12) ayetiyle Hz. Yahya’ya çocuk yaşta hikmet verildiği bildirilmiştir. Ayrıca, “O, erginlik
çağına ulaşıp olgunlaşınca, ona bir ‘hüküm ve
hikmet’ ve ilim verdik. Biz iyilikte bulunanları işte böyle ödüllendiririz.” (Kasas Suresi, 14) ayetiyle de Hz. Musa’ya erginlik çağında bu nimetin lütfedildiği haber verilmiştir.Kuran’da peygamberlerin hikmetli konuşmalarına pek çok
örnek verilmiştir. Bu örneklerden birinde sırf varlıklı ve zengin olduğu için büyüklük taslayan ve Allah hakkında tartışmaya girişen bir kimsenin, Hz. İbrahim’in vermiş olduğu hikmetli cevap karşısında kendi samimiyetsizliğini hemen fark ettiğine şöyle dikkat çekilmektedir:
Allah, kendisine mülk verdi, diye Rabbi konusunda İbrahim’le tartışmaya gireni görmedin mi? Hani İbrahim: “Benim Rabbim diriltir ve öldürür” demişti; o da: “Ben de öldürür ve diriltirim” demişti. (O zaman)
İbrahim: “Şüphe yok, Allah Güneş’i doğudan
getirir, (hadi) sen de onu batıdan getir” deyince, o inkarcı böylece afallayıp kalmıştı. Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. (Bakara Suresi, 258)

Etiketler: , , , , , , , , ,