Global Moderator
Klas Sever
Üye No: 186
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 47
Nerden: konya
Rap 3
|
 |
« : 20 Nisan 2007, 00:18:21 » |
|
Tarih boyunca bütün peygamberlerin mesajları arasında, insanlar tarafından en ısrarlı reddedilen, gerçeğe uzak sayılan, garip kabul edilen ve inkâr edilen ilke, ahirete iman ilkesidir. Ardarda gelen tarihin bütün kâfir kuşaklarının bu ilkeyi sürekli bir inatla inkâr ettikleri görülür. Nitekim Kur'ân-ı Kerim, aşağıdaki âyetlerde bu kararlı inkârcılığın çarpıcı bir kaç örneğini sunmaktadır. Yüce Allah (cc) buyuruyor ki: "Dediler ki; "Dünya hayatımızdan başka bir hayatımız yoktur. Biz yeniden diriltilecek değiliz" En'âm Sûresi: 6/29 "Onlar "Biz ölüp toprak olduktan sonra, biz mi yeniden diriltileceğiz?" dediler." Ra'd Sûresi: 13/5 "Onlar en kesin sözlü yeminleri ile "Allah ölen kimseyi bir daha diriltemez" diye and içtiler." Nahl Sûresi: 16/38 "Onlar "Biz kemik haline geldikten, ufalanıp toprak olduktan sonra. Biz mi yeni bir yaratılışla dirilteceğiz?" dediler." İsrâ Sûresi: 17/49 "İnsanoğlu "Ben öldükten sonra tekrar diriltilerek topraktan mı çıkarılacağım" der." Meryem Sûresi: 19/66 "Size ölüp toprak ve kemik haline geldikten sonra yeniden diriltilerek yer yüzüne çıkarılacağınızı mı vaadediyorlar? Heyhat, size vadedilen bu şey ne kadar uzak bir ihtimaldir! Tersine her şey bu dünya hayatımızdan ibarettir, burada kimimiz ölür ve kimimiz doğarız. Biz yeniden diriltilecek değiliz. O sadece Allah adına ya-lan uyduran bir iftiracıdır. Biz ona asla inanacak değiliz." Mü’minun Sûresi: 23/35-38 "Hayır onlar da daha öncekilerin dedikleri gibi dediler; "Biz ölüp toprak haline geldikten sonra mı yeniden diriltileceğiz? Bu tehdit bize de bizden önceki atalarımıza da yapıldı. Bu eskilerin masallarından başka bir şey değildir." Mü’minun Sûresi: 23/81-83 "Onlar, tersine kıyamet saatini inkâr ettiler." Furkan Sûresi: 25/11 "Doğrusu onlara ahiret hakkında sürekli bilgi verildi. Fakat onlar bu konuda hâlâ şüphe içindedirler. Daha doğrusu ondan kördürler." Neml Sûresi: 27/66 "Onlar, "Biz toprağa karıştıktan sonra, biz yeni baştan mı diriltileceğiz?" dediler. Aslında onlar Rabblerine kavuşmayı inkâr ediyorlar." Secde Sûresi: 32/11 "Onlar derler ki; "Bu iddia, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir. Yani biz ölüp toprağa ve kemiğe dönüştükten sonra, biz yeniden mi diriltileceğiz. Eski atalarımızda mı öyle olacak?" Saffat Sûresi: 32/15-17 "Hayır, onlar aslında Ahiret'ten korkmuyorlar." Müddessir Sûresi: 74/53 Kısacası, kâfirler Ahireti, olacak şey gibi görmüyorlar, onu havsalalarına sığdıramıyorlar. Çünkü kısa görüşü ve yüzeysel bakış açısı ile bunun delilleri kavranamıyor. Tıpkı hiç bir matematik bilgisi olmayan sıradan bir adamın önce küçücük rakamlarla başlayarak sonunda astronomik yekûnlara varan büyük rakamlara aklının ermemesi, böyle bir şeye ihtimal vermemesi gibi... Nitekim anlatıldığına göre satranç oyununu ilk icat eden adama zamanın Hind hükümdarı bir mükâfat vermeyi teklif eder ve ne istediğini sorar. Adam hükümdara şöyle der: "İstediğim mükâfat şudur: Şu icat ettiğim satranç tahtasının ilk hanesine bir buğday tanesi konsun. İkinci haneye birincinin iki katı, üçüncü haneye ikincinin iki katı, dördüncü haneye üçüncü hanenin iki katı konsun. Bu şekilde haneler dol-durulmaya devam edilerek altmış dördüncü ve sonuncu haneye sıra geldiğinde bu haneye altmış üçüncü haneye konan buğday tanelerinin iki katı konsun. Mükâfat vermeyi teklif eden zamanın Hind hükümdarı ilk başta bu isteğin önemsiz olduğunu, bir ölçekten bile daha az miktardaki buğdayla karşılanabileceğini düşünür. Fakat adamın isteğini ayrıntılı biçimde incelterek hesaba vurdurunca o yılkı bütün dünya buğdaylarının, hatta bir kaç yıllık dünya buğday üretiminin bile bu isteği karşılamaya yetmeyeceğini anlayıverir. Yine işin uzmanlarının anlattığına göre eğer ince bir sigara kâğıdını ikiye katlayıp bölerek üst üste koysak, sonra da üst üste koyduğumuz bu iki kağıt parçasını tekrar ikiye ayırıp meydana gelen parçaları yine ikiye katlarsak ve bu işlemi kırk sekiz kere devam ettirsek meydana gelecek kağıt parçalarının kalınlığı dünya ile ay arasındaki uzaklık kadar olur. Fakat eğer kağıt parçalarının kalınlığının ne kadar olacağını işin başında sıradan bir adama sorsak onun beş, on ya da on beş santim kadar olabileceğini, en çok bir ya da iki metrelik bir yükseklik oluşturabileceğini söyler, adam sonucun az önce söylediğimiz kadar astronomik olabileceğini fiilen kanıtlandığını görmeden önce akıl almaz bir hayal sanır. İşte Ahiret günü meselesi de böyledir. İnsan bu mesele-ye eğer dar açıdan ve yüzeysel bir gözle bakarsa onu olamayacak bir şey olarak görür. Fakat eğer meseleye geniş ve kapsamlı bir açıdan bakarsa onu şaşmaz ve kuşku duyulmaz kesin bir matematik sonucu gibi görür. Yüce Allah (cc) buyuruyor ki: "İnkâr edenler "Kıyamet anı bizim karşımıza çıkmaz" dediler. Onlara de ki; "Gayb âleminin bilici olan Rabbim adına söylüyorum ki, Kıyamet günü kesinlikle karşınıza çıkacaktır. Göklerde ve yerde bulunan zerre kadar bir şey ve bundan daha büyüğü ya da küçüğü O'nun bilgisi dışında kalmaz. Bunlar tümü ile ayrıntılı bir kitapta yer alır. Bunun gerekçesi iman edip iyi ameller işleyenleri mükâfatlandırmaktır. Böylelerini mağfiret ve cömert rızık beklemektedir. Buna karşılık bizi aciz gösterebilmek için âyetlerimiz hakkında bizimle inatçı tartışmaya kalkışanlar da acı ve iğrenç bir azap beklemektedir. Kendilerine bilgi verilenler, Rabb'inden sana indirilmiş olan bilgilerin gerçek olduğunu, Aziz ve Hamid olan Allah'ın yoluna iletici olduklarını görmektedirler." Sebe Sûresi: 34/2-6
|