Üye Girisi Yapmamissiniz Ya Da Zaten Bir Klas En Klas Forum Sitesi Üyesi Degilsiniz. Forumlardan Yararlanabilmek Için Üye Olmalisiniz. Lütfen Buraya Tiklayarak Ücretsiz Üye Olunuz.
  Klas En Klas Forum Sitesi > Dini Konu ve Paylaşımlar > İslam ve İnsan > Allah (c.c.) (Moderatör: Soul_Eraser) > ALLAH'A KARŞI KONUMUMUZ
Konu Bilgileri Kisayollar
Konu Basligi ALLAH'A KARŞI KONUMUMUZ
Cevaplar 1
Önceki Önceki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 180
Sonraki Sonraki Konu

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: ALLAH'A KARŞI KONUMUMUZ  (Okunma Sayısı 180 defa)
17 Mart 2007, 02:01:44
********
Üye Grubu : O Bir Klas
Cinsiyet : Bay
Nerden : Konya
Kayit Tarihi : 24 Şubat 2007, 15:20:07
Mesaj Sayisi : 569
Konu Sayisi : 184
Üye No : 11
Rep Gücü : Rap 4
Offline Offline

« : 17 Mart 2007, 02:01:44 »



Sizce Selimiye Camii’nin değerini en iyi kim bilir?
Ve Selimiye Camii’ni en çok kim sevmiştir?
Bu iki sorunun tek bir cevabı var kuşkusuz.
O da dünya tarihinin tartışmasız en büyük mimari Mimar Sinan.
Evet Selimiye’nin Mimar Sinan gözündeki değerini bir düşünün. Michelangelo’ın 4 yıl aralıksız tavana doğru sırt üstü durarak yaptığı Sistine Chapel’ın tavan fresklerinin  değerini en çok kim bilebilir?
Wright kardeşlerin yıllar süren çalışmalar sonucunda geliştirdikleri 12 beygir gücündeki ilk uçağın ve ilk uçak motorunun onların nazarındaki kıymetini hayal edebilir misiniz?
Peki ya Beethoven için Moonlight, 2000’i aşkın karakterle oluşturduğu romanlarıyla Balzac.
Evet sanatın değerini ancak bir sanatkar, sonra da sanata yakınlık duyan veya basit de olsa bir şeyler üretebilmiş insanlar anlayabilir.

Bu girişten sonra kendimize şunu sorabiliriz: Biz bir sanat eseri miyiz? Selimiye’nin taş ve toprağın milyonlar yıl süren bir evriminin sonucu mimarsız olarak oluşabileceğine inanabilenler için böyle bir soruya gerek yok.
insan, anatomik yapısı ve fiziki görünümüyle aynı zamanda heykeltıraş olan Michelangelo'ı kendine aşık edecek kadar eşsiz bir yaratıktır.
Evet, kuşkusuz biz Allah’ın yaratıkları içinde en sanatlısıyız.
Yukarıda saydığımız sanatkarların eserlerine olan sevgileri penceresinden, bizim Allah’a olan konumumuza baktığımızda Allah’ın bizi fevkalade seviyor olduğu sonucuna varabiliriz. İnsan türüne karşı olan bu sevgiyi genel olarak değil, bireysel olarak ele almalıyız. Bir serçeyi diğer serçelerden ayırt edemezsiniz. Bir gül diğer gülün kopyasıdır. Bir kedi kendi cinsi içinde diğer kedilerden farklı değildir. Tüm kara sinekler aynı şablondan çıkmıştır.
Ama her bir insan diğer varlıkların sınıflanmasında yer alan bir tür kadar önemlidir.

Simdi kendinizi düşünün. Sizin çehre ve ruh yapınıza benzer ikinci bir insan var mıdır? Her insanda Allah’ın size verdiği organlar ortak, ama bu birliktelik içinde siz teksiniz ve farklısınız. Ayrı fırça darbeleriyle oluşmuşsunuz.

Allah size ait özel bir yüz tasarlamış. Dolayısıyla siz bir fabrikada imal edilen aynı ürünün milyonlarcasından birinin o fabrika sahibiyle ilişkisi gibi bir ilişkiniz yok yaratıcınızla. Siz özel tasarlanmış, farklı donanımlı bir varlıksınız.
Sizin muhatabınız direkt olarak Yaratıcınız. Bunu fark etme ayrıcalığına  eriştiğinizde, dünyanın en zengin insanının tüm mirasının  size kalması bile  size tebessüm ettirmeyecektir.Çünkü siz Allah'ın mülkünün  ebedi mirasçısı olmanın bahtiyarlığına sahip olacaksınız.

Sonuç olarak sizi yaratan, sizin Onu hissetmenizi ve Ona yönelmenizi istiyor. Bir sınav için bulunduğunuz bu dünyada Onu unutup kendinizi kaybetmenizi istemiyor.
Eğer ‘insan’ olup ‘inanç’ taşırsak bize dünyada iken gösterdiği ve tattırdığı nimetleri devamlı ve sonsuz olarak bize verebileceğini söylüyor.

Yaratıcı ve insan ilişkisi ile ilgili alıntılar:
Resulullah (sav) buyurdular ki: “Allah, inanç sahibi bir insanın yaptığı kötülüklerden özür dileyip Kendisine dönüşüne şu kimse gibi sevinir: “Bir adam hiç bitki bulunmayan, ıssız, tehlikeli bir çölde, beraberinde yiyeceğini ve içeceğini üzerine yüklemiş olduğu bineği ile birlikte seyahat etmektedir. Bir ara (yorgunluktan) başını yere koyup uyur. Uyandığı zaman görür ki, hayvanı başını alıp gitmiştir. Çölün ortasında suyunu, yiyeceğini yitirmiştir.Her tarafta arar ve fakat bulamaz. Ümitsizlik içinde uzun süre bekler sonra bir de ne görsün! Kafasını kaldırdığında yanı başında hayvanı durmaktadır, üzerinde de yiyecek ve içecekleri. İşte Allah’ın, mü’min kulunun kendisine dönüşünden duyduğu sevinç; kaybolan bineğine azığıyla birlikte kavuşan bu adamın sevincinden fazladır.“

Merhamet kadar duru bir sevgi düşünülemez,o ise annelerde bulunur. Bir savaş sonrasıydı. Esirler gelmişti her taraftan. Çoluk çocuk, kadın erkek herkes yakınını arıyordu. Yanık yanık dolaşanlar, kırık kırık dolaşanlar, dökük dökük dolaşanlar hep göze çarpıyordu. Allah Resulü bu yakıcı sahneyi seyrediyorlardı. Bir kadın da yana yakıla dolaşıyordu. Muhakkak bir yitiği vardı. Esir edilen kadının ne yitiği olabilir? Ya kardeşiydi ya babasıydı ya da kendisinden bir parçası olan evladıydı. O, kendi evladının hatırı için gözüne çarpan her çocuğu sinesine basıyordu. Gözlerine bakıyor, sonra tekrar aramaya koyuluyordu. Karşısına çıkan bir başka yavruyu görüyor, bağrına basıyor, sonra yeniden aramaya koyuluyordu. Allah Resulü gözleri yaşlı, ona bakıyordu. Derken kadın, bir çocuğu yakaladı, bağrına bastı. Kokluyor, öpüyor, bir türlü kucağından bırakmıyordu. Ve o zaman Ufuk İnsan’ın, Allah Resulü’nün, parmağı kalktı o tarafa doğru. Etrafındaki sahabelere o noktayı işaret etti: - “Görüyor musunuz bu manzarayı? Kadın, şu kucağındaki çocuğu cehenneme atar mı?” Hepsi birden: - “Hayır ya Resulallah.” dediler. - “Allah, o kadından daha merhametlidir.” Buyurdu

Allah Resulü ile bir köye uğradık. Herkes bir şeyle meşguldü. Bir kadın tandırına yakacak odun atıyordu. Tandırın alevi yükselince kadın yanında duran çocuğunu uzaklaştırdı. Allah Resulünün geldiğini görünce yanına gitti. O’na "Sen Allah Resulü’sün, öyle mi?" dedi. Allah Resulü: "Evet!" deyince, "Allah, merhametli olanların en merhametlisi değil mi?" dedi. Allah Resulü, "Evet," cevabını alınca bu sefer: "Allah'ın kullarına olan rahmeti, annenin yavrusuna olan merhametinden daha fazla, değil mi?" diye sordu. Allah Resulü yine: "Elbette!" buyurdu. Kadın: "Anne, çocuğunu ateşe atmaz, daha merhametli olan Allah kullarını nasıl cehenneme atar?" dedi. Bunun üzerine Allah Resulü’nün gözleri yaşardı, başını önüne eğdi. Sonra başını kadına doğru kaldırarak: "Şüphesiz Allah, doğru yoldan sapıp O’nun sözünü dinlemeye tenezzül etmeyen ve kendisine inanmaktan kaçınan azgın kullarından başkasını cezalandırmaz.
Moderatöre Bildir   Logged

EZAN DİNMEZ DİYEN BAYRAK İNMEZ DİYEN ŞEHİT ÖLMEZ DİYEN BİRİLERİ VAR!...
Eğil kulak ver Ceddine
Türk'e kefen kimin haddine
Avrupa'dan Çin Seddi'ne
Türk'e rehber KUR'AN olsun
Hedef bize TURAN olsun!...
19 Mart 2007, 22:08:30
ESEDULLAH_HAKAN
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 19 Mart 2007, 22:08:30 »

evet harika bir paylaşım çok güzel örneklendirilmiş.... harika olmuş malibal..güzel bir konuya değinmişin ellerine sağlık selametle...
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
GoogleTagged: haklar kendimize insanlara

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
GURURA KARŞI İLAÇ Dini ve İbretlik Hikayeler nur 2 95 Son Mesaj 29 Temmuz 2007, 11:29:09
Gönderen: merveli
EŞLERİN BİRBİRİNE KARŞI GÖREV VE SORUMLULUKLARI İslam'da Kadın TURKUAZ 0 109 Son Mesaj 05 Aralık 2007, 03:02:15
Gönderen: TURKUAZ
ALLAH'A İMAN İman TURKUAZ 0 119 Son Mesaj 30 Aralık 2007, 18:30:12
Gönderen: TURKUAZ
Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Rengli Theme By Burak & Forum



Wap - Wap2 - Wap Forum - XML - Rss - tagged - arsiv
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.151 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu

10 Ekim 2008, 16:59:39