|
lavinya
Ziyaretçi
|
 |
« : 04 Ekim 2007, 08:18:52 » |
|
Artık beklemeyeceğim beyaz zarfları. Güvercinler postacılığı bırakalı çok oldu zaten.Bunu kabullenmek kolay da,ellerini kalemden ve kağıttan bu kadar uzun süre ayrı kalmasını anlamış değilim.Hayatta paylaşılması gereken çok şeyin olduğundan dem vururken,bu suskunluğunun arkasında neyin olduğunu merak ediyorum.'Mümünler kardeştir.'denip kardeş ilan edildiğimizden bu yana,çıkmaz sokaklara uğradığında ruhum,her defasında arkamdan büyük bir desteğinin,yani dualaraının yetişeceğini bildim.Bundan o kadar emindim ki,benim için ağlayıp dua eden kardeşim vardı.Hayır,vefasızlıkla suçlayamam seni,belkide son ana kadar durup beklemeliyim.Hem belki bununla sabrı öğreniyorumdur.Hep birşeyler öğrendim senden,seninle tanıdımbir çok farklılığı.Şimdi durup geriye şöyle bir baktığımda beklentilerimi aza indirmem gerektiğini ablıyorum.Ama vazgeçemedim dualarından.Dayanamam mektupsuzluğuna ama,duaların olmadan hiç yapamam. Artık beklemeyeceğim beyaz zarflerı. Ezan çiçeğini hatırlıyor musun?Hani şu kiremitli bahçede,akşam vakti ezan okunurken sarı sarı açardı.Ezandan önce kapalı bir tomurcuktur o,çekingen.Korktuğunu düşünmüşümdür.insanın miraca davetini duyunca yaprakları kımıldamaya başlıyor,sonra büyük bir mutlulukla açılıyor ardı ardına.Sahi kulağı nerde bu çiçeği?Mektubun nerede?O çiçek nasıl ezanı duymadan önce nasıl kapalı bir kutuysa,beyaz zarfları göremeyen gözlerimde kapalı kalıyor öylece.Açan her çiçek diğer akşama kadar kuruyup gidiyor,oysa daha açamadan zarfları yıldızlar sönüyor içimde. Artık beklemeyeceğim beyaz zarfları. Ben o kabrin arkasındaki perdeden selamlamak isterken cenneti,özlemler düşüyor payıma.En çok sana yakıştırıyorum firdevsi gömlekleri.Ellerinde beyaz güller var,bana armağan etmek istediğin.Ama mesafeler o kadar acımasız ki.Yüreğine ulaşamıyor ellerim,yetişemiyorum bir türlü sana.Sonra fersiz ellerinden düşüyor beyaz gül demeti.Gözyaşların değince güllere,bir gül ağacı oluveriyolar.Gülüyorsun;gülünce,gözlerinin içide gülüyor.Yaprakların arkasından öyle güzel bakıyorsun ki.Elimi uzatıyorum,güllerin dikeni batıyor elime,ürperiyorum.Hala gülümsüyorsun bana.Tutup bir gül veriyorsun beyaz martıya,martı uçamayacak kadar halsiz.Hem çok yakınsız bana,hem uzak.Bütün kuvvetinle fırlatmaya çalışıyorsun beyaz gülleri.Ben tam uzanıp alacakken,dev bir dalga gelip çalıyor onları benden.Büyük gürültüyle uyanıyorum sonra.Yağmur odamın camlarını çılgınca dövüyor.bu rüyaymış dostum,rüya! Artık beklemeyeceğim beyaz zarfları. Bu kenditn otogarında seni,kırılma pahasına,çölden gelen yolcu gibi bekledim.Her seferinde serap görmüş gibi koştum,seni taşımayan vasitalara.Bekledim.Tren istasyonlarında dolan boşalan vagonların arasında kayboldum bir zaman.Tren düdükleriyle uyandım çoğu zaman.Yine bekledim.Sonra mavi denizin ıslak limanlarından süzülüp giden martılar gibi,gemilerden sordum seni.Tekrar bekledim.En sonunda havalanan uçaklara takıldı gözlerim.'Bu oydu,çekip gitti işte!'dediler.Ve anladım artık,beyaz zarfları beklememem gerektiğini. dua isteyeceğim senden dost,beyaz zarfların yerine.Bırak dua mırıltıların gelsin.......
|