|
Üye Grubu : O Bir Klas
Yas : 19
Cinsiyet : 
Nerden : Gülistan
Kayit Tarihi : 15 Mart 2007, 01:00:44
Mesaj Sayisi : 1628
Konu Sayisi : 110
Üye No : 83
Rep Gücü : Rap 33
Offline
|
 |
« : 18 Nisan 2007, 01:38:03 » |
|
>Bu Kadar Sevebilirmisiniz? :. >Bir otobüs duraginda karsilasmislardi ilk kez.... >Biri tipta okuyordu,öbürü mimarlikta. O ilk karsilasmadan sonra, bir >kere, >bir kere, bir kere daha karsilasabilmek için, hep ayni saatte, ayni >duraktan, >ayni otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle >konusacak cesareti >bulmalari biraz zaman aldi ama sonunda basardilar. Ikisi de her >sabah otobüse bindikleri >semtte oturmuyorlardi aslinda. Delikanli arkadasinda kaldigi için o >duraktan binmisti otobüse, kiz ise ablasinda.... >Sirf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden >çikip, sehrin öbür ucundaki o duraga, onlarin duragina >geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra... > >Okullarini bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok >mutlu... >Bazen issiz, bazen parasiz kaldilar ama öylesine siki kenetlenmisti >ki >yürekleri ve elleri hiçbir seyi umursamadilar. Ayin sonunu zor >getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar >olduklarinda >da hep mutluydular. Zaman asimina ugrayan, aliskanliklara yenik >düsen, >banka >hesabinda para kalmadigi için ya da tam tersine o hesabi daha da >kabarik >hale getirmek uguruna bitip-tükeniveren sevgilerden degildi >onlarinki... >Günler günleri, yillar yillari kovaladikça sevgileri de büyüdü, >büyüdü... >Tek eksikleri çocuklarinin olmamasiydi. Zorlu bir tedavi sürecine >ragman >çocuk sahibi olmayinca, ?bütün mutluluklarin bizim olmasini >beklemek, >bencillik olur? diyerek devam ettiler hayatlarina. Çocuk yerine, >sevgilerini büyüttüler... Senin için ölürüm? derdi kadin, simsiki >sarilip >adama ve adam Hayir, ben senin için ölürüm diye yanit verirdi hep... > >Bazen eve geldiginde, aynanin üzerinde bir not görürdü kadin, ?Bir >tanem, kütüphanenin ikinci rafina bak....? Kütüphanenin ikinci >rafinda >baska bir not olurdu, Mutfaktaki masanin üzerine bak ve seni çok >sevdigimi sakin unutma? >Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notlari okuya okuya >kosturan kadin, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, >kimi zaman en sevdigi çikolatalar, >kimi zaman da pahali armaganlarla karsilasirdi... >Aldigi hediyenin ne oldugu önemli degildi zaten.... > >Hayat ne kadar hizli akarsa aksin, isleri ne kadar yogun olursa >olsun hep >birbirlerine ayiracak zaman buluyorlardi bulmasina ama kirkli >yaslarin >ortalarina geldiklerinde, daha az çalismaya karar verdiler. Adam, >hastaneden ayrildi ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye basladi. >Kadin da mimarlik bürosunu kapadi ve sadece özel projelerde görev >aldi. Artik daha fazla beraber olabiliyorlardi. Bir gün sahilde >dolasirken, harap >durumda bir ev gördü kadin, üzerinde ?satilik? levhasi asili olan. >?Ne >dersin, bu evi alalim mi?? dedi adama. ?Bu viraneyi yiktirir, harika >bir >ev yapariz. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terasi olan, >martilari >kahvaltiya davet edecegimiz bir deniz evi yapalim burayi...? ?Sen >istersin de ben hiç hayir diyebilirmiyim?? diye yanit verdi adam. >Amerikadaki tip kongresinden döner dönmez ararim emlakçiyi... Kaç >para olursa olsun, burasi bizimdir artik....? > >Sadece bir hafta ayri kalacaklarini bildikleri halde, ayrilmalari >zor >oldu adam Amerika?ya giderken. Her gün, her saat konustular >telefonla. >Gözyaslari içinde kucaklastilar havaalaninda. Fakat birkaç gün >sonra, >kocasinda bir tuhaflik oldugunu fark etti kadin. Eskisi kadar mutlu >görünmüyor, konusmaktan kaçiniyordu. Onu neselendirmek için, >sahildeki >evi hatirlatti ve çizdigi projeyi verdi kadin ama hiç beklemedigi >bir cevap >aldi: Canim, o ev bizim bütçemizi asiyor. Sen en iyisi o evi >unut...? > >Mutsuzluk, mutlulugun tadina alismis insanlara daha da aci, daha da >çekilmez gelir. Kadin, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini >söylemesi için yalvardi adama, Senin için ölürüm, biliyorsun, ne >olur >anlat? diye dil döktü bos yere... Yillardir sevdigi adam, duyarsiz >ve >sevgisiz biriyle yer degistirmisti sanki. Ona ulasmaya çalistikça, >beton >duvarlara çarpiyordu kadin, her çarpmada daha fazla kaniyordu >yüregi... > >Bir gün, çocuklugunun, gençliginin ve bütün hayatinin birlikte >geçtigi >arkadasina dert yanarken, ?Artik dayanamiyorum, sana söylemek >zorundayim? >diye sözünü kesti arkadasi. O, seni aldatiyor. Is yerimin tam >karsisindaki restoranda genç bir kadinla yemek yiyiyor her öglen. >Sonra >sarmas dolas biniyorlar arabaya.... >Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanlari? diye bagirdi kadin. >Onca yillik arkadasini, kendisini kiskanmakla suçladi.... Ertesi >gün, ögle >vakti o restoranin hemen karsisinda bir köseye sindi sessizce ve >peri >masallarinin sadece masal oldugunu anladi... Kocasinin eskiden ayni >hastanede çalistigi genç çocuk doktorunu tanidi hemen. Bazen >evlerinde >agirladiklari kadina nasil sarildigini gördü adamin... > >Aksam kocasi eve gelir gelmez, bazen bagirip, >bazen aglayarak, bazen ona simsiki sarilip bazen de yumruklayarak >haykirdi suratina her seyi. Inkar etmedi adam. Zamanla duygularin >degisebildigi, insanlarin orta yasa >geldiklerinde farklilik aradigi gibi bir seyler geveledi agzinda ve >bavulunu alip gitti evden. Kapidan çikarken, ?son bir kez kucaklamak >isterim seni? diyecek oldu ama kadin, ?defol? dedi nefretle... > >Ilk celsede bosandilar... Modern bir ask hikayesinin böyle son >bulmasina >kimse inanamadi. Arkadaslarinin destegiyle ayakta kalmaya çalisti >kadin. >Adamin, sevgilisiyle birlikte Amerika?ya yerlestigini ögrendi. Bazen >yalniz kaldiginda, onu hala sevdigini hissedince, aglama nöbetleri >geçiriyor, askin yerini, en az onun kadar yogun bir duygu olan >nefretin >almasi için dua ediyordu. > >Aradan bir yil geçti... Her seyin ilaci oldugu söylenen zaman bile, >kadinin derdine çare olamamisti. Bir sabah, israrla çalan zilin >sesiyle >uyandi. Kapiyi açtiginda, karsisinda o kadini gördü. ?Sen, buraya ne >yüzle geliyorsun? diye bagirmak istedi ama sesi çikmadi. ?Lütfen, >içeri >girmeme >izin ver, mutlaka konusmamiz gerekiyor.? dedi genç kadin. Kanepeye >ilisti >ve zor duyulan bir sesle konusmaya basladi: ?Hiçbir sey göründügü >gibi >degil aslinda. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yil >Amerika?daki kongre sirasinda ögrendi hastaligini ve yaklasik bir >senelik >ömrü kaldgini. Buna dayanamayacagini, hep söyledigin gibi onunla >birlikte >ölmek isteyecegini biliyordu. Seni kendinden uzaklastirmak için, >benden >sevgilisi rolünü oynamami istedi. Ailesine de haber vermedi. >Birlikte >Amerika?ya yerlestigimiz yalanini yaydi. Oysa ilk karsilastiginiz >otobüs >duraginin karsisinda bir ev tutmustu. Tedavi görüyor ve >kurtulacagina >inaniyordu ama olmadi. Gece fenalasmis, bakicisi beni aradi, son >anda >yetistim. Sana bu kutuyu vermemi istedi...? Gözlerinden akan yaslari >durduramayacagini biliyordu kadin. Hemen oracikta ölmek istiyordu. >Eline >tutusturulan kutuyu açmayi neden sonra akil edebildi. Itinayla >katlanmis >bir sürü kagit duruyordu kutuda. Ilk kagitta, ?Lütfen bütün notlari >sirayla oku bir tanem? diyordu... Sirayla okudu; ?Seni çok sevdim?, >?Seni >sevmekten hiç vazgeçmedim?, ?Senin için ölürüm derdin hep, dogru >söyledigini bilirdim.? ?Fakat benim için ölmeni istemedim? ?Simdi >bana >söz vermeni istiyorum.? ?Benim için yasayacaksin, anlastik mi?? son >kagidi eline alirken, kutuda bir anahtar oldugunu gördü kadin... Ve >son kagitta sunlar yaziliydi: > >Sahildeki evimizi senin çizdigin projeye göre yaptirdim. Kocaman >terasta >martilarla kahvalti ederken, ben hep seni izliyor olacagim....? :bys: :bys: :bys:
|