Eylüle Mektup
Hırçın bir tebessümle vuruldum alnımdan
utangaç bir akşam kızıllığına döndüğünde yüzün
eylüle dönüşüverdi bendeki tüm hatıralar
yağmur ve çamur kokunca eteklerin
nazenin bir gelincikle sürmelendi gözlerin
kirpik uçlarından dökülünce yıldızlar,
eylül..
saçların çözülmüş,
saçların dökülmüş,
hicreti oldun mu göçmen kuşların
eylül..
gözlerin inci mercan kayalığı,
sevgilisi oldun mu vahşi suların
eylül..
dudakların mimoza yaprağı,
yoldaşı oldun mu vahşi suların
eylül..
kanatlarında züleyhanın tüy bakışı,
penceresi oldun mu kör kuyuların
eylül eylül bakma ne olursun
hazan yaprakları gibi düşüyorum toprağa
aylar geçiyor sen eyklül kalıyorsun
gözyaşın hendek,
gözyaşın ateş,
sol yanımdan düşüp tutuşuyorum Mevla'ya
saçını başını yoldu tüm ağaçlar,
gelip kapına durunca öksüz aşıklar.
eylül..
dağ dağ büyüdü firakın koynumda
vuslatına perde diye yırtılmaz mı dağlar
çak çak edilip sunuldum İbrahim'e
bir yanımdan gülüverip geçince rüyalar
eylül..
ellerin bakir,
ellerin Meryem,
İsa diye yükseliyor Allah'a sunduğun dualar
bir göçebeydi sadece tüm kadınlar
her eylül göğüslere muska diye takılan
eylül..
ah deyip çarpan bu yürek,
senden sonra susmaz mıydı firakından?
eylül..
leylsin,
günahsın,
cezası kevser, içildiğinde başlayan.
yazık ki hiç yoksun!
garibullah