HZ. HAMZA (R.A.)
Rasülullah’ın en küçük amcası olup 569’de Mekke’de doğdu. Ebu Leheb’in cariyesi Süveybe’den süt emdikleri için sütkardeştirler. Babası Abdülmuttalip, annesi Hâle’dir. Annesi, Hz. Âmine’nin amcasının kızıdır. Peygamberimizin aynı zamanda çocukluk ve gençlik arkadaşı ve dostu olan Hz. Hamza (r.a) şehitlerin efendisi, Allah’ın ve Rasülullah’ın arslanı diye de ün yapmıştır. Künyesi Ebu Ya’la veya Ebu Ammare’dir.
Hz. Hamza (r.a) pehlivan yapılı ve son derece cesurdu. İyi bir güreşçi ve okçu idi. Ava çok meraklıydı. Çok güzel kılıç kullanırdı. Şiir de söylerdi. Güçlü kuvvetli ve onurlu biriydi. Kureyş’in en şereflilerindendi. Yardımseverdi. Kendi gönlünce bir dindarlığı vardı. Avdan dönünce Kabe’yi tavaf etmeden evine gitmezdi. Mekke’nin gürültülü ve patırtılı havasından uzak, kendi sakin âleminde asûde bir hayat sürüyordu. Bu sebebledir ki, ilk zamanlar İslam daveti ve Peygamberimizle pek fazla ilgilenmedi. Ancak Peygamberimizi çok severdi. Hepsi o kadar. Fakat yine bir gün av dönüşü mutadı üzere Kabe’yi tavaf etti. Evine dönerken Abdullah b. Cûd’a’nın cariyesi yoluna çıktı ve ona Ebu Cehil’in yeğeni Muhammed’e yaptığı fenalıkları anlattı. Bu sözleri işitince son derece sinirlendi. Haddini bildirmek üzere doğruca Ebu Cehil’in yanına gitti. Yayını kafasına vurdu ve yaraladı. Etrafındakiler müdahele etmek istediyse de Ebu Cehil onları engelledi. Hz. Hamza gittikten sonra yanındakilere niye intikam almadığını şöyle izah etti: “Şimdi ona karşılık verirsek bize kızar da müslüman olur diye korktum.” Korktuğu başına geldi ve ertesi günü Hz. Hamza müslüman oldu. O’nun İslam’a girmesiyle müslümanlar güç kazandı. Bundan üç gün sonra da Hz. Ömer (r.a) müslümanlığı kabul etti. Müslümanların gücü bir kat daha arttı. Müslümanlar Erkam’ın evinden çıkarak Kabe’ye doğru gittiler ve ibadetlerini ilk defa topluca ve açıkça yaptılar.
Hz. Hamza müslüman olunca, Rasul-i Ekrem O’nu azatlı kölesi Zeyd b. Harise ile kardeş yaptı. Bu din kardeşini Hz. Hamza çok severdi. Bir gazaya çıktığında neyi varsa hepsini Zeyd’e vasiyet ederdi. Hicret’ten sonra ise Hz. Peygamber (s.a.v) Hz. Hamza’yı Kuba’da Kulsûm b. Hidm ile kardeş yapmıştır ki evinde misafir olarak kalmıştı.
Mekke’de müşriklerin müslümanlara sıkı bir ambargo uyguladığı üç yıl içerisinde, sahabilerden ancak Hz. Ömer ve Hz. Hamza kılıçlarının kuvveti sayesinde dışarı çıkabiliyor ve birşeyler alabiliyorlardı. Bir de herkes tarafından sayılan hatırı sebebiyle Hz. Ebu Bekir (r.a) böyleydi. Diğerleri dışarı çıktıkları takdirde akla hayale gelmedik eza ve cefa ile karşı karşıya geliyorlardı. Sadece haram aylarda geçici bir nefes alabiliyorlardı.
Medine’ye hicretten sonra içlerinde Ebu Cehil’in de bulunduğu bir kervanın üzerine ilk defa gönderilen seriyyenin komutanlığını Hz. Hamza yaptı. İki taraf neredeyse çarpışmak üzereydi ki Cüheni kabilesinden Mecdî yetişip araya girdi. Onları ikna ederek sulh içinde ayrılmalarını sağladı. Mecdî’nin bu sulhçu hareketinden sevgili Peygamberimiz (s.a.v) çok memnun kalmış, “mübarek, iyi ve isabetli bir iş yapmış” iltifatında bulunmuştur. Ayrıca Medine’ye gelen kabilesi mensuplarına ihsan ve ikramda bulundu.
Bedir’den önceki bir seriyyede yine Hz. Hamza mühim vazifeler ifa etti ve antlaşma sağladı. Bir gazvede ise Rasülullah ile bulundu. Onda da sulh yapılıp dönüldü. Bedir’de ise Hz. Hamza (r.a)’nın önde gelen kahramanlardan biri olduğunu görüyoruz. teke tek vuruşmada Şeybe’yi öldürdü. Utbe’nin öldürülmesine yardımcı oldu. Ayrıca Tuayme ile Kureyş’in bazı ileri gelenlerini öldürdü. Hz. Hamza (r.a) Bedir’den sonra yahudilerden Beni Kaynuka gazvesine katıldı. Kaynuka gazvesinin genel sebebi bir müslüman kadına karşı yapılan terbiyesizliktir. Bu terbiyesizliği yapan kuyumcu yahudiyi bir müslüman öldürünce yahudiler de başına üşüşüp onu öldürmüşlerdi. Bu şehid müslümanın akrabaları yardım isteyince, Hz. Hamza’nın eline sancağını verip Hz. Peygamber (s.a.v) onların üzerine gönderdi. Teslim olmak zorunda kaldılar.
Hz. Hamza’nın şehid edildiği Uhud’da otuz kafiri öldürdüğü bilinmektedir. Cübeyr b. Mut’im’in kölesi Vahşi’ye Bedir’de öldürülen müşriklerin intikamı alınması karşılığı büyük va’dlerde bulundular. Hem azad olacak hem de büyük bir servete sahip olacaktı. Vahşi pusu kurarak attığı mızrak ile onu şehit etti. Müşrikler Hz. Hamza’nın cesedini parça parça ettiler. Hatta Hind, ciğerlerini ağzına alıp geri çıkardı.
Rasul-i Ekrem (s.a.v) Hz. Hamza’nın vefatına son derece üzüldü. Mübarek gözlerinden yaşlar döküldü ve duâ etti. Hamza’nın kızkardeşi Safiyye’nin getirdiği bir hırka ile kefenlendi ve Uhud’a defnedildi. Her şehitle birlikte bir defa daha Hz. Hamza’nın cenaze namazını kılan Rasulüllah (s.a.v) böylece yetmiş kere bunu tekrarlamış oldu. Medine’de Hz. Hamza için de matemler tutuldu ve ağıtlar yakıldı. Kab İbni Mâlik, Hassan bin Sabit ve Medine’li kadınlar mersiyeler nazmettiler. Şehit olduğunda elli yedi yaşındaydı.
Hz. Hamza (r.a) bir defasında Hz. Peygamber’e Cebrail’i asli yapısıyla görmek istediğini bildirdi. Efendimiz (s.a.v): “Dayanabilir misin?” diye sordu. “Dayanabilirim” diye cevap verdi. “Kaldır gözünü bak!“ buyurdular. Ayağını görünce bayıldı ve arkası üzerine düştü.
Şu mealde bir hadis rivayet etmiştir. Allah’ım! Sen’den ismi-i azamın ve rızayı ekberin hürmetine istekte bulunuyorum) şeklinde duâya devam ediniz.”
Birkaç defa evlenen Hz. Hamza’nın çocukları olduysa da torunları yaşamamış ve nesli kesilmiştir. Kızlarından İmame’yi yanında büyütmek için Hz. Ali, Hz. Cafer ve Hz. Zeyd b. Haris’e istemişlerse de Hz. Peygamber “Teyze, anne gibidir.” buyurarak teyzesinin yanına (kocası Cafer’e) teslim etmiştir.
Cabir (r.a)’dan: “Uhud harbinden kırk sene sonra Hz. Muaviye’ye Uhud şehitliğinden su kanalı açarken onları kabirlerinden çıkardık. Hamza’nın ayağına kürek isabet etmişti, hemen kan aktı”