|
Üye Grubu : O Bir Klas
Yas : 23
Cinsiyet : 
Nerden : Trabzon
Kayit Tarihi : 24 Şubat 2007, 15:24:11
Mesaj Sayisi : 954
Konu Sayisi : 140
Üye No : 16
Rep Gücü : Rap 16
Offline
|
 |
« : 23 Mayıs 2007, 10:20:24 » |
|
Bölgesinde sevilen sayilan bir mürsid-i kâmilin yüzlerce talebesi vardi, onlari yetistiriyordu. Talebelerinden bazilari evliyalik makaminda yükselip, Levh-i Mahfuzu görmeye baslamislardi. Tuhaf olan, Levh-i Mahfuzu gören talebe, bu mürsid-i kâmilden bir bahane ile uzaklasiyordu. O mübarek zat da onlara hiçbir sey demiyordu. [Insanlarin basina gelecek olaylar, dogacaklari, ölecekleri ve ne is yapacaklari gibi bütün bilgiler, Levh-i Mahfuz denilen bir kitaptadir.]
Kalan talebelerden birisi de bu makama yükselmis, Levh-i Mahfuzu görmeye baslamisti, ama hocasini terk etmedi. Ancak eski nesesi gitmis, hep üzüntülü duruyordu. Bir gün hocasiyla yalnizken, hocasi, üzüntüsünün sebebini sordu. Talebe sustu. Bunun üzerine hocasi, (Bazi arkadaslarin bizi terk etti, sen niye terk etmedin?) diye sordu. Talebe yine sustu. Hocasi, (O arkadaslarinin bizi neden terk ettiklerini biliyor musun?) diye sordu. Talebe yine cevap vermedi. Hocasi, (Bak evladim, ahde vefa gösterip terk etmedigin için sana anlatayim) diyerek sunlari söyledi:
(O arkadaslarin ve sen, Allahü teâlânin izni ve ihsaniyla evliyalik yolunda epey mesafe kat ettiniz. Levh-i Mahfuzu görür hâle geldiniz. O arkadaslarin Levh-i Mahfuza bakinca benim Cehennemlik oldugumu gördüler, o yüzden bir sey de demeyip benden kaçtilar. Yavrum, sizin bir sefer gördügünüzü ben kirk yildir görüyorum. Ama ne yapayim? Yüce Rabbim öyle takdir buyurmus. Ben Ona ve âlemlere rahmet olarak gönderdigi sevgili Peygamber efendimize iman ettim, O ne getirmisse hepsine inandim, hepsini begendim, kabul ettim. Emredilenleri yapiyor, yasak edilenlerden kaçiyorum. Bana düsen bu, iman etmek, vazifelerimi yapmak. Rabbim dilerse kabul eder, dilerse kabul etmez. Bize düsen, iradelerimizi Onun iradesine uydurmak, kulluk böyle olur, kul isek böyle olmaliyiz. Takdir Rabbimizindir.) Sonra aglamaya basladi. Talebesi de agliyordu. Epey bir zaman aglastilar.
Talebenin birden yüzü degisti, (Hocam, hocam, bakin bakin, Levh-i Mahfuza bakin, isminiz yer degistirdi, Cennetlikler kismina geçti) diye sevinçle bagirdi. Hocasi, gözyaslarini silip bakinca ayni seyi gördü, (Elhamdülillah) diyerek, sükür secdesine gitti.
|