|
...aciz...
Bayan Moderatör
Üye Grubu : O Bir Klas
Nerden : Fıstık diyarından leblebi diyarına...
Kayit Tarihi : 24 Şubat 2007, 10:50:55
Mesaj Sayisi : 1250
Konu Sayisi : 167
Üye No : 4
Rep Gücü : Rap 85
Kisisel Mesaj : ELHAMDULİLLAH....
Offline
|
 |
« : 28 Temmuz 2007, 09:00:52 » |
|
Resûlullah (s.a.v) Kur’ân-ı Kerîm’i öyle okuyordu ki O’nun örnek yaşantısı ve ahlâkı, o okuduğu Yüce Kelâmullah olduğu için insanların gönüllerine bir ilâç gibi tesir ediyor ve gönüllerdeki şirki, kini, nefreti, düşmanlığı ve her türlü kötü hasleti söküp atıyor, yerine kendi ahlâkını ve Allah’ın ahlâkını yerleştiriyordu. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.v)’i öldürmek niyetiyle yola çıkan Hz. Ömer (r.a) Kur’ân âyetlerini duyunca İslâm’la berat bulmuş ve dünyaya adâletiyle ün salan Hulefâ-i Râşidîn’den olmuştu. Resûlullah (s.a.v)’in ahlâkı Kur’ân olduğuna göre Kur’ân’ı da Resûlullah (s.a.v) gibi okumanız îcâb eder ki böylece hem Resûlullah (s.a.v)’in sünnetine tâbi olmuş olalım, hem de Kur’ân-ı Kerîm’i Resûlullah (s.a.v) gibi okuyarak O’nun ahlâkıyla ahlâklanmış olalım. Resûlullah (s.a.v)’in Kur’ân-ı Kerîm’i nasıl okuduğunu âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerden öğreniyoruz. Resûlullah (s.a.v) çok hoş ve tesirli bir sese sahip oldukları için Kur’ân-ı Kerîm’i okumaya başladıkları zaman dinleyenler büyük bir coşku ve vecd içinde kalırlardı. Yine Resûlullah (s.a.v) Kur’ân-ı Kerîm’i bazen gizli bazen de açık okurlardı. Kur’ân-ı Kerîm’i tane tane âyetlerde durarak okurlardı. Ya’lâ b. Memlik: “Ümmü Seleme’den, Peygamber Efendimiz’in nasıl Kur’ân-ı Kerîm okuduklarını sordum. Cevâben; “Hz. Peygamber (s.a.v)’in tilâveti, kelime kelime, harf harf belirgin şekilde idi.” deyip Peygamber Efendimiz gibi Kur’ân-ı Kerîm’i okumaya başladı.” Bu hadîs-i şerîf bizlere Resûlullah (s.a.v)’in Kur’ân-ı Kerîm’i tecvîdine riâyet ederek, yavaş yavaş okuduklarını belirtmektedir. Ümmü Seleme: “Peygamber Efendimiz (s.a.v) Kur’ân-ı Kerîm kırâatını (âyet sonlarında durarak) kesik kesik okurlardı: “Elhamdülillahi Rabbi’l-Âlemin.” der, sonra dururlardı. “er-Rahmâni’r-Rahîm.” der, sonra dururlardı. “Mâliki yevmi’d-dîn.” der dururlar ve bu minval üzere okurlardı” Kur’ân-ı Kerîm’i yüksek sesle tecvîd ve mahrecine dikkat ederek okuduğumuz gibi gizli de okuyabiliriz. Bunun böyle olması biz Müslümanlar için çok büyük bir genişlik ve kolaylıktır. Abdullah b. Ebî Kays anlatıyor. “Hz. Âişe (r.a)’ya; “Peygamberimiz açıktan mı, yoksa gizli mi Kur’ân okurdu” diye sordum. Cevâben: “Peygamberimiz Kur’ân-ı Kerîm’i hem açıktan hem de gizli okurlardı” buyurunca; “Elhamdülillah Cenab-ı Hakk dinde genişlik îrâd etti.” dedim. Resûlullah (s.a.v) geceleri de açıktan Kur’ân-ı Kerîm okurlardı. Ümmü Hânî rivâyetinde şöyle diyor: “Ben gece vakti kerevet üzerinde uyuduğum hâlde, Resûlullah (s.a.v)’in Kur’ân-ı Kerîm’i okuduğunu duyardım.” Katâde rivâyet ediyor: “Cenab-ı Hakk bütün peygamberleri güzel yüzlü ve güzel sesli olarak göndermiştir. Ey Muhammed ümmeti, sizin Peygamberiniz (s.a.v) bütün peygamberlerden daha güzel yüzlü ve daha güzel sesli idi. Fakat asla teğannî etmezlerdi.” Resûlullah (s.a.v) Kur’ân-ı en güzel bir şekilde okudukları hâlde o yüce Kelâm’ı başkalarından dinlemeyi de sever ve dinledikleri zaman da mübârek gözlerinden inci gibi yaşlar dökülürdü. Yine Tirmizî’nin îzâhına göre Resûlullah (s.a.v)’in Kur’ân-ı Kerîm’i dinlemekten kasıtları, dinleyicilerin mânâyı anlamaya daha yakın, daha fazla muktedir olduğunu îmâ ederek Kur’ân-ı Kerîm okunurken can kulağı ile dinleyip, Kur’ân-ı Kerîm’in yüce âyetlerinin mânâlarını, hayal hazinesinde muhafaza ederek hayatımızı Kur’ân-ı Kerîm’e göre düzenleyip ihlâsla amel edilmesinin gerektiğini öğretmek içindi. Abdullah b. Mes’ûd şöyle rivayet etmektedir: “Bir gün Peygamberimiz bana hitaben: “Bana biraz Kur’ân-ı Kerîm kıraat et.” buyurdular. Ben de “Ya Resûlallah ben sizin huzûrunuzda nasıl Kur’ân okurum, Kur’ân-ı Kerîm size indiği hâlde ben nasıl okurum?” dedim. Bunun üzerine Peygamberimiz: “Ben Kur’ân-ı Kerîm’i başkasından dinlemeyi istiyorum.” buyurunca, ben de Nisâ Sûresi’nden okumaya başladım. “Seni de onlara şâhid yaptığımız zaman kâfirlerin hâli ne olacak!?” (Nisa: 41) âyetine gelince, Peygamberimizin iki mübârek gözlerinden yaş akmaya başladığını gördüm.”
|