Üye Girisi Yapmamissiniz Ya Da Zaten Bir Klas En Klas Forum Sitesi Üyesi Degilsiniz. Forumlardan Yararlanabilmek Için Üye Olmalisiniz. Lütfen Buraya Tiklayarak Ücretsiz Üye Olunuz.
  Klas En Klas Forum Sitesi > Dini Konu ve Paylaşımlar > İslam ve İnsan > İbadetler (Moderatör: TUĞBA PB) > MEKKE GECELERİ BEYAZDIR
Konu Bilgileri Kisayollar
Konu Basligi MEKKE GECELERİ BEYAZDIR
Cevaplar 1
Önceki Önceki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 149
Sonraki Sonraki Konu

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: MEKKE GECELERİ BEYAZDIR  (Okunma Sayısı 149 defa)
14 Ekim 2007, 23:28:17
Bayan Moderatör
*
Üye Grubu : O Bir Klas
Yas : 18
Cinsiyet : Bayan
Nerden : istanbul
Kayit Tarihi : 27 Haziran 2007, 00:41:05
Mesaj Sayisi : 1242
Konu Sayisi : 34
Üye No : 402
Rep Gücü : Rap 22
Kisisel Mesaj : ã$¦kåtÙL ®Âßë
Offline Offline

« : 14 Ekim 2007, 23:28:17 »



Cidde havaalanından Mekke'ye karayoluyla gidiliyor. Yol boyu, telbiyelerle aradaki mesafeyi eritmeye çalışıyoruz. "Lebbeyk, Allâhümme Lebbeyk!" nidaları, sadece Mekke yolunu kısaltmıyor; "Nerdesin?" diye soran Rabbimizin hitabına bigâneliğimizi de eritiyor; Rabbimizden uzaklağımızi da kapatmaya vesile oluyorlar: "Buradayım Yâ Rabb', buyur." Bizi O'nun emrine icabet etmekten alıkoyan putları, duvarları aradan kaldırmaya çabalıyoruz: "Senin şerikin yok! " Herkes birbirinin şahidi ve şefaatçisi bu davada. Başkalara minnet etmenin yükünü omuzlarımızdan atıyoruz. Çünkü, "hamd Senin, ni'met Senin, mülk de Senin!" diye telkin ediyoruz birbirimize. İhramın hafifliği kalbimize sirayet ediyor öylece. Netice-i kelâm, "Senin şerikin yok." Herkes bir ağızdan bağırıyor ama, emr-i İlâhiye "Lebbeyk..." demekte birer bireriz. Herkesin kendisinden başka sayısız şahidi var.
Yol boyu güneşle kavrulan, boz, çıplak, azâmetli dağları süzüyorum. "Sen bu dağlari nasıl tebessüme getirdin yâ Resulullah?" diye soruyorum. "Sen bu yetim kâinatı nasıl gülücüklere boğdun?" İnsan buralarda Resûl-ü Ekrem'in (asm) gözünün değdiği bir şeyler arıyor. Gözümüzü binalardan ve yollardan kaydırıp, dağ ve taş arıyorum hâlâ. Doğrusu, O'nun (asm) gözünün değdiği bir şeye bakmak, O'nunla göz göze gelmek gibi bir şey... Mekke'yi gösteren levhalardaki rakamlar küçüldükçe, telbiyelerin sayısı artıyor, kelimeler büyüyor büyüyor, nefesime sığmaz oluyor. Arasıra tekbirlerle süslüyoruz, telbiyelerimizi. Ne çare , tekbire eşlik edemiyorum, buralarda göz yaşları izinsiz ve sebepsiz terkediyor yuvasını.
Mekke'ye çok sayıda tünelden geçerek dahil olunuyor. Mekke'nin eteklerine kadar biriken hasret her tünelin ucunda duvarını yıkmak istiyor. Ama tüneller tünelleri izledikçe hasret kendi içine katlanıyor, harlanıyor; kav gibi her an alevlenmeye hazır bir hâl alıyor. Ne lâtif tevafuk ki, insan da Rabbine ve Resûlüne (asm) erişmek için böyle nice heva heves dağlarını delmek zorunda. Ömür boyu sürüp giden bu Ferhad-misal mücâdele, Kâbenin yanına yaklaştıkça tecessüm ediyor sanki. Garip ki, her tünel çıkışında karşımda hasretini duyduğum Kâbe manzarasının çıkacağını zannediyorum. Delinecek daha çok dağlar olmali ki, bir tüneli diğeri takip ediyor. Sonunda Kâbeye böyle varılamayacağını anlıyorum. Önce ağırlıklarımızdan kurtulmamız gerekiyor; bagajlarımızı otele yerleştirdikten sonra güneşin batmasını bekliyoruz.
Gece bir beyaz sel halinde taşıyoruz Mekke sokaklarına. Otobüste yerimizi alırken, İhsan Atasoy Ağabey, "Mekke geceleri beyazdır" diyor. Doğru ya, hayatımın en aydınlık gecesi bu. Gün solmuş, güneş batmış ne yazar... Az ileride bir yerde, gece kadar kara bir nokta beyaz gecemizin nurlu siyahlığını tamamlayacak. Beyazlara bürünmüş arzlıların tamamladığı halkanın orta yerinde, semâv', kara renkli göz bebeğim beni bekliyor. Ama yine daracık ve tıkalı tüneller.. Dağlara bakıyorum yine, O'nunla (asm) göz göze gelebilmek
ümidiyle. Ama gözlerim doluyor... Gönlümde bu denli tutuşan ateşler çare olamayacağını bile bile, gözlerim yaşlar serpiyor. Neden bu kadar sevgilisin Yâ Resûl? Ağlamak kolay Mekke'de.. İklimin kuraklığına inat, gözler alabildiğine sulak.. Ve çorak çöl toprağı kulların göz yaşlarının değdiği yerde, ebed' baharlara beşiklik ediyor. Hem kimse kimseye neden ağladığını da sormuyor ya, ne güzel...
Mekke'nin Kara Güneşi
Gece kelimesi, insanda sessizliği ve karanlığı çağrıştırır. Mekke'de öyle değil, oysa. Güneşin renklerinin yeryüzünden çekilivermesi bir şeyi değiştirmiyor. Beyazlara bürünmüş milyonlarca insan, gecenin karanlığını her noktasından deliveriyor. Diller dünya lakırtısından sıyrılmış, geceyi velveleye veriyor. Geceler, gündüzler kadar avazlı ve beyazlı Mekke'de. Mekke'nin kara güneşi hiç batmıyor çünkü. Güneşin batmasıyla birlikte, kalplerdeki yerini daha bir dolduruyor Kâbe. İnsan ruhundan yoğrulma beyaz seyyarelerini bir çekip, bir bırakıyor.
Kara bir taşı andıran Beytullah'ın etrafındaki insan seli dinmiyor. Sanki bütün dünyanın mü'minleri denize koşan sular misâli başlarıni bu taşa vurdukça, beyaz beyaz köpürüyorlar, süzülüyorlar. Kâbe, insanin bütün hatiatını, kusurunu, ayıplarını emip yutuyor. Menfaatini düşünen bir kimse göremezsiniz tavafta. Gözlerde ve gönüllerde sadece Kâbe var. Ubudiyetin yöneldiği makâmın temiz ve taşlaşmış temsili gibi herkesin merkezinde suskun, ağırbaşlı duruyor Kâbe. Herkes kendi hayatının m*******n kendi nefsi dışında bir noktaya bağlı olduğunu açıkça ve net görüyor. İnsanlar, bir harf olduklarıni; kendi manâlarının kendi nefislerinde değil, nefislerinin ayinedârlığında olduğunu hissediyor. Herkes kendini değil, bir başkasını gösteriyor. Herkes herkese, kendisini değil bir başkasını gösterdiğini gösteriyor. İnsan tüm dünyeviliğini sabun köpüğü gibi sıyırıyor elinden ve dilinden. İnsan âdeta durulanıyor, fakat insan seli durulmuyor. Köpük köpük af yağıyor Kâbe'den. Suların aktıkça saflaşması gibi, insanlar döndükçe temizleniyor.
Tavaf halkasına dahil olmak anlatılmaz bir duygu. Kâbe'yi merkezinize alıp, yürümeye başlıyorsunuz. Kendi iradenizle başladığınız yolculuğun hemen başında, iradenizin hükümsüzlüğü ortaya çıkıyor. İnsan seline katıldıktan sonra, yürümek ve yürümemek arasındaki tercihiniz iptal oluyor. Artık yürüyor değil, sürükleniyorsunuz; dönüyor değil akıyorsunuz. Ayaklarım Kâbe'nin etrafında, Kâbe'yi gözlerimin ortasına yerleştirip, yönümü ve yolumu irademin kontrolünden çıkardıktan sonra, kalp ve aklın bağlılıkları Kâbe'nin kara renginde soğruluyor. Kâbe nefsimizin karasını emercesine, aydınlatıyor gaflet gecemizi. Beyazlara bürünmüş insanların orta yerinde bir kara güneş gibi yükseliyor; hiçbir göz kapağının uykusu olmamacasına.
Kâbe'ye yakınlaştıkça, Kıble'ye yönelmenin anlamı da cisimleşiyor. Tevhid hakikati, tek bir yön, tek bir nokta önünde somutlaşıp, katılaştıkça, Bir'i göstermeyen herşeye yüz çevirmeyi, herşeyi TEK ve BİR adına bakmanın ağırlığını hissediyorum. Öyle ki, Kâbe'yi TEK ve BİR olarak görmek, herşeyi bir kefesine alan bir terazinin diğer kefesinin birden ağması gibi anlık bir şaşkınlık getiriyor. Herşey hafifliyor, VAHDET ağırlaşıyor. VAHDET, Kâbe'nin cismi kadar yalın ve reddedilmez biçimde ortaya çıkınca, KESRETİ terketmekle zorlanıyor insan. Öyle ki, gördüğüm bu Kâbe'nin herkesin, her zamanki Kâbe'si ile aynı olup olmadığından şüpheye düşüyorum. "Yoksa başka bir tane daha mı var?" Vehim ne kadar itiraz ederse etsin, terazinin VAHDET kefesi, hacıların nefesleri ve adımları sayısınca ağırlaşıp yerine oturuyor; KESRET kefesi bir daha inmemek üzere hafifliyor; boşalıyor. Zira, bunca kesretin böylesi somut ve katı bir VAHDETE yönelişini, göz gördükçe, akıl çaresiz kalıyor.
Gözün görmeyen beyazı gibi akıp duran hacılar, gözün gören siyahlığında, Kâbe'de topluyorlar bakışlarını. Kara bir gözbebeği gibi VAHDETİ görüyor Kâbe, VAHDETİ gösteriyor. Günahlar ve kusurlarla dokunmuş kara lekeleri âyân ediyor.
Kara bir güneşi var Mekke'nin. Gece kimsenin aklına gelmiyor, gözler karanlığı unutuyor. Kara güneş sadece gözlerin değil, kalblerin sahahını da müjdeliyor....
Moderatöre Bildir   Logged

Resimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
18 Ekim 2007, 11:06:30
ESEDULLAH_HAKAN
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 18 Ekim 2007, 11:06:30 »

eyvALLAH gülten emeğine sağlık edebice bir paylaşım :) teşekürler..
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
MEKKE DÖNEMİ: Siyer lord_lion 0 111 Son Mesaj 25 Şubat 2007, 11:14:42
Gönderen: lord_lion
Mekke Dini Resimler « 1 2 » lord_lion 19 324 Son Mesaj 06 Ağustos 2007, 16:56:27
Gönderen: ahmet46playa
MEKKE 2006 RESİMLERİ Dini Resimler ahmet46playa 9 103 Son Mesaj 17 Temmuz 2007, 18:20:09
Gönderen: ahmet46playa
Mekke sular altında kaldı! Gündemden Başlıklar (Son Dakika Haberler) Soul_Eraser 4 91 Son Mesaj 12 Ocak 2008, 23:17:41
Gönderen: dürr-i can
Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Rengli Theme By Burak & Forum



Wap - Wap2 - Wap Forum - XML - Rss - tagged - arsiv
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.141 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu

03 Eylül 2008, 12:38:22