Üye Girisi Yapmamissiniz Ya Da Zaten Bir Klas En Klas Forum Sitesi Üyesi Degilsiniz. Forumlardan Yararlanabilmek Için Üye Olmalisiniz. Lütfen Buraya Tiklayarak Ücretsiz Üye Olunuz.
  Klas En Klas Forum Sitesi > Kültür ve Sanat Bölümü > Tarih Genel > Osmanlı Tarihi > Mostar Köprüsü Ve Tasavvuf
Konu Bilgileri Kisayollar
Konu Basligi Mostar Köprüsü Ve Tasavvuf
Cevaplar 0
Önceki Önceki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 123
Sonraki Sonraki Konu

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Mostar Köprüsü Ve Tasavvuf  (Okunma Sayısı 123 defa)
25 Ocak 2008, 22:02:44
koca_türk
Ziyaretçi
« : 25 Ocak 2008, 22:02:44 »



MOSTAR KÖPRÜSÜ VE TASAVVUF


Mostar ismini andığımızda hep heyacanlanırız , özellikle Doğudan batıya doğru yayılan ışığı hatırlatan köprüsü ile ruhumuzu ötelere taşır. İlk ışık Mekkede doğdu, o ışık önce Allah Rasulünün elinde Medine’ye , Hülafai Raşidinle ötelere taşındı. Avrupa’nın ötesinde tüm haşmetiyle karşımızda duran Mostar Köprüsü’nün ilk projesinin izlerini Mimar Sinanın Talebelerinden Mimar Hayreddin’in 8-10 yaşlarında çocuk yaşta arkadaşlarıyla yüzerken karşı tarafa yüzerek geçmek isterlerken, arkadaşının biri akıntıya kapılıp aşağılara kadar sürüklendiğini hüzün gözlerle seyrederken kendi kendine and içiyor: Ben büyüyünce buraya köprü inşa edeceğim’’ sözleriyle kendine hedef belirlemesinde görüyoruz. Bu hedef doğrultusunda İstanbul’a gelir ve uzun bir eğitim sonrasında Mimar olur. Böylece küçük yaşta hayal ettiği Mostar Köprüsü hayal olmaktan çıkarıp, gerçeğe dönüştürerek sözünü yerine getirmeyi başarır..Osmanlı yaptığı her eserde bir , iki , üç ve beş gibi anlam içeren kilit taşları kullanmış. Mostar Köprüsünde de bir kilit taşı yerleştirilmiş. Burada ki bir kilit taşı tevhidi simgelemektedir. Avrupa tevhidi simgeleyen bu kilit karşısında durdukça gözünü Mostar köprüsüne dikmiş, onlarda adeta bu kilit taşını hedef alırcasına köprüyü yıkmayı hedef edinmişler. Nitekim de 9 Kasım 1993’te Hırvat topçusunun ateşiyle tarihi Mostar Köprüsü yıkılmıştır. Mostarı bu anlamda topa tutarak amaçlarına ulaşacaklarını sanmışlardı. Oysa biz tarihte zulüm yapmadığımız gibi, her ırktan, her dinden ve her çeşit insana adil davranmış ve geniş özgürlükler tanımıştık. Bugün bile Foynica şehrindeki Fransiskon Kilisesi’nin duvarında 526 yıldır asılı duran, 1478 tarihli Fatih Sultan Mehmed Han’ın ; ‘’ Ben Fatih Sultan Mehmet Han, bütün dünyaya ilan ediyorum ki; Bosnalı rahipler ve kiliseleri ve her din ve her milletten herkes himayem altındadır… Emrediyorum ki hiç kimse (bende dahil) bu insanların özgürlüklerini sınırlamayacak ve onlara zarar vermeyecektir..’’ yazılı fermanı adil davranışımızın en iyi göstergesidir.
Osmanlı’dan önce Balkanlara ilk gelen gönül ereni Sarı Saltuk’tur. Sarı Saltuk’un attığı ilk nüve ile ardından diğer gönül Sultanlarının gelmesine vesile oldu. Bektaşi dervişi olan Sarı Saltuk’un Balkanların çeşitli yerlerinde tıpkı bizim Yunus gibi Saltuk türbeleri vardır. Nakşilerde üç dalga halinde buralara gelerek toplumsal aydınlanma görevi yapmışlar; ilk öncü olarakUbeydullah Ahrar (k.s) ve Abdullah İlahi Hz.leriYunanistan’da, ikinci dalga olarak Şeyh Lutfullah Üsküpte, üçüncü dalga olarak da Şemsi Dede ve Ayni Dede ise Fatih’in ordusuyla Bosna’ya gelerek irşad etmişler. Aslında bir asıra yakın zaman diliminde Nakşiler Halveti tarikat-ı aliyyenin gölgesinde kalmışlar, daha sonraları yani 18. yüzyılın sonlarına doğru doruk noktaya ulaşmışlardır. Foynitsa’da temel dini eğitimini aldıktan sonra Hocasının işaretiyle Hüseyin Baba Zukiç sırasıyla; Konya, Semerkand v e Buhara’ya gelerek tasavvufu öğrenmiş, daha sonra da Bosna’ya dönerek Vukelyiçi’de Nakşibendi Tekkesini açmıştır. Böylece Bosna’nın Hüseyin Babası olmuştur.
17.yüzyılın başlarında Mevlevi ve Kadiri Tarikatı Balkanlara gelir, zaman içerisinde güçlenerek tekkeler kurmuşlardır. Hacı Bayram veli’nin sofileride gelmişler ve tekke kurup toplumsal aydınlanmaya hizmet etmişler. Rufailer de öyle, onlar da iki koldan dal budak salarak Bedevi ve Şazeli tarikatı olarak özellikle Saraybosna’da yerini almışlardır, fakat zamanla nisbetleri yok olmuştur.
Nezaman ki Osmanlı Balkanlardan gerileyince Tarikatlerde etkisini yitirerek güç kaybına uğradılar. Hele hele Yugoslavya’da kominizmin nüksetmesiyle tekkeler resmi olarak kapılarına kilit vuruldu. Ancak 1970 yılında yeniden nefes alabilmişler ve 1974 yılında da tarikatlar bir araya gelerek Tarikatlar Birliği adında entegresyona giderek yeniden toplumsal aydınlanmaya yönelik faaliyetler içerisine geçebilmişlerdir. Böylece 1980 yılına kadar tasavvuf Bosna kültüründeki yeri tekrar önem kazandı. Sırpların 1991-1995 yılları arasında bütün dünyanın gözü önünde giriştikleri katliamda Tasavvuf Erbablarının direnişi ve mücadelesi tarihte yerini alacak türdendir. O’nlar Bosna-Hersek savaşında canları pahasına kahramanca savundular, yılmadılar usanmadılar ve ellerinden gelen hernevarsa ortaya koydular.
Dün tasvvufun gönül erleri Balkanları nasılaydınlattılarsa, bugünde Avrupanın ortasında Müslüman ülke olan Bosna Hersek aynı ruhla hale dipdiri ve tertemiz olarak güneş gibi duruyor. O ışık orda durduğu sürece belliki boş durmayacaklar. İnanmışlar, Allah nurunu tamamlayacak, Balkanlardanda öteye taşacak bu nur. Ne kadar engellemeye kalkışsalar da güneş balçıkla sıvanmaz.


ALPEREN GÜRBÜZER
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
TAKVA filmi: tasavvuf üzerinden dini yanlış anla(t)ma çabası Sinema tiryakiserkan 2 123 Son Mesaj 22 Haziran 2007, 11:07:33
Gönderen: TURKUAZ
Sırat Köprüsü Genel Konular mxdönence 2 74 Son Mesaj 03 Kasım 2007, 14:54:01
Gönderen: Ben *MüLeYKe*
Kur'an ve Tasavvuf Kuran-ı Kerim koca_türk 1 113 Son Mesaj 18 Ocak 2008, 01:51:25
Gönderen: TURKUAZ
Tasavvuf Sözlüğü Yeni Çıkan Kitaplar Haberci 0 45 Son Mesaj 08 Şubat 2008, 18:20:30
Gönderen: Haberci
Zen ve Tasavvuf Işığında Kendini Bilmenin Yolu Yeni Çıkan Kitaplar Haberci 0 48 Son Mesaj 15 Şubat 2008, 17:03:57
Gönderen: Haberci
Tasavvuf Metinleri Niçin Neşredilmemeli? Genel Konular koca_türk 0 79 Son Mesaj 16 Mart 2008, 20:05:43
Gönderen: koca_türk
Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Rengli Theme By Burak & Forum



Wap - Wap2 - Wap Forum - XML - Rss - tagged - arsiv
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.139 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu

Bugün 03:09:09