Üye Girisi Yapmamissiniz Ya Da Zaten Bir Klas En Klas Forum Sitesi Üyesi Degilsiniz. Forumlardan Yararlanabilmek Için Üye Olmalisiniz. Lütfen Buraya Tiklayarak Ücretsiz Üye Olunuz.
  Klas En Klas Forum Sitesi > Dini Konu ve Paylaşımlar > İslam ve İnsan > İbadetler (Moderatör: TUĞBA PB) > Namazda Akla Gelen Şeyler...
Konu Bilgileri Kisayollar
Konu Basligi Namazda Akla Gelen Şeyler...
Cevaplar 0
Önceki Önceki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 119
Sonraki Sonraki Konu

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Namazda Akla Gelen Şeyler...  (Okunma Sayısı 119 defa)
01 Nisan 2008, 00:22:32
koca_türk
Ziyaretçi
« : 01 Nisan 2008, 00:22:32 »



"Kulun namazda aklına bir hayır gelse, hemen onu yapmaya koşmalıdır. Bu, Allah’a en sevimli olan şeylerdendir. Çünkü O, bunu kendisi için en sevimli yerde/namazda kuluna hatırlatmıştır.

Namaz kılan kimse kötü ve gazaba vesile olan basit ve beğenilmeyen işleri hatırlamışsa ondan süratle sakınmalıdır. Çünkü o, kulu Allah’ın yakınlığından uzaklaştıran bir şeydir. Onu kula ibadet yerinde hatırlatması bir azarlama, yanlışlığını itiraf ettirme anlamı taşıdığı gibi ayıplama ve uyarı da olabilir. Bunu terk etmek Allah’a yaklaştıran sebeplerdendir. Bu kulun Yüce Rabbine güzel icabet ettiğini gösterir. Bu kulun Allah’a ulaşmada takip edeceği bir yoludur.


Kulun aklına bir boş temenni, bir heva/kötü arzu gelir veya geçmiş veya gelecekle ilgili herhangi bir düşünce doğarsa bilmelidir ki, bu düşmanı olan şeytandan gelen bir vesvesedir. Ona olan hasedinden dolayı kendisini böyle meşgul etmektedir. Bu şekilde onun, namazın rükünlerine kalbi ile iştirak etmesini engellemek ve kalbinin Allah’a münacaatta bulunmasından meşgul etmek ister. Şeytan bu yolla ona zarar veren şeylerle meşgul ederek, faydalı şeylerden perdelemek ister. Bununla onu namazın zikirlerinin her birinde hatırlanması gereken tedebbür/okuduğunu anlamak, tazim, hamd, dua ve istiğfardan mahrum etmek ister.

Eğer aklına geçim işi, ne yapacağım endişesi ve duasında istediği şeyleri nasıl elde edeceği düşüncesi gelirse, bunun nefis tarafından olduğunu bilmelidir. Bu tür şeyleri düşünmesi nefsinin kendisine dünya ile ilgili konularda verdiği vesveseden kaynaklanmaktadır.

Namaz kılanın aklına mahzurlu bir arzu veya isyan düşüncesi gelirse bu helak ve uzaklaşma sebebidir. Bu tür düşünceler, insanı azdıran düşmanın/şeytanın onu çepeçevre sarması sonucu nefs-i emmarenin bir sıfatı olarak meydana gelir. Bu durum ilahi huzurdan uzaklaşma ve perdelenme alametidir. O aynı zamanda kulun gazaba uğramasının, Allah’ın hoşnutluğundan uzaklaştırılmasının ve kendisinden yüz çevrilmesinin bir delilidir.

Kul, namazda bu tür düşüncelerle yüzyüze gelince, hemen bunları zihninden yok etmeye, nefsin vesvese ve fısıltısını kesmeye çalışması gerekir. Kul, bu tür düşüncelerin kalbinde ortaya çıkmasına imkan vermemelidir, yoksa onlar kendisine sahip ve hakim olur. Aklı ile onlara kulak vermemesi gerekir, aksi durumda bu düşünceler onu iyice sarar. Onlara kalbiyle katılmamalı, uzatmamalıdır; yoksa bu düşünceler onu zikir ve kalp uyanıklığından uzaklaştırıp cehalet ve gaflete götürür.

Mahzurlu olan bir şeyi düşünmek de mahzurludur. Bunda manevî noksanlık mevcuttur. Mubah olan herhangi bir ameli yapmaya niyet etmek mubahtır. Bunda ise fazilet mevcuttur.

Namaz kılan kimsenin kalbine yapılması ertelenmiş herhangi bir hayır düşüncesi doğarsa, onu kesin olarak yapmaya niyet etmelidir. Çünkü bu ona hatırlatılmış ve kendisinden yapılması istenilmiştir. Sadece niyet edip namaza devam etmeli: ‘bu iş nasıl, ne zaman olacak, onu nasıl yapacağım?’ gibi düşüncelerle meşgul olmamalıdır. Böyle yaparsa, gelecekteki işleri tedbir etmekle meşgul olup o anda yönelmesi gereken asıl işini kaçırmış olur. Bu da şeytanın onun namazından çalması ve kendisine tuzak kurmasıdır.

Namaz kılan bir mümin, nefsin gizli düşüncelerini bertaraf etmek, düşmanının/şeytanın kalbine verdiği vesveseleri kesmek için gayret gösterirse, Allah yolunda cihad etmiş ve kendisine en yakın Allah düşmanlarıyla savaşmış olur. Bundan dolayı onun için iki sevap vardır. Birisi Kerîm/sonsuz ihsan sahibi Rabbine yakınlaşmak için kıldığı namaz sevabı, diğeri de ilahi huzurdan kovulan şeytana karşı verdiği sabır ve savaş sevabı.

Manevi halleri güçlü müminler, düşmanlarına/şeytana karşı sert ve temkinli davranırlar. Namazlarında kendilerine müşahededen alıkoyacak herhangi bir sebep ya da herhangi bir durum arız olduğunda, bunu ortadan kaldırmak ve kökünden söküp atmak için çalışırlar. Çünkü bu şeyler onların hakka giden yolunu kesmekte ve haktan uzaklaşmalarına sebep olmaktadır. Bunun için arifler dünyadan gönüllerini çektikleri gibi, bu şeylerden de gönüllerini çekerler. İşte bu, zühttür. Bu hâl Yüce Allah’ın onlara bir ihsanıdır ve kendilerinden istediği de budur. Hem zahidlerin dünya malından gönüllerini çekmelerinin bir sebebi de budur. Onlar bu şekilde gönüllerini dünya sevgisinden temizleyerek vesveseden arındırılmış bir halde ibadet ve taat ederler.

Bu konuda Hz. Resûlullah’tan (s.a.v) şu durumlar rivayet edilmiştir. Resûlullah (s.a.v) namazda iken üzerinde bulunan cübbesinin işlemeleri dikkatini çektiği için onu çıkarmış ve:

“Bu beni namazda meşgul etti” buyurmuştur.( Bkz: Buhari, Salat, 244; Müslim, Mesacid, 61; Ebu Davud, Salat, 168; Nesai, Salat, 187; İbnu Mace, Libas, 1.)

Yine Allah Resûlü (s.a.v) bir gün namazda ayakkabısının bağına baktı; bağlar yeni idi, dikkatini çekti. Efendimiz (s.a.v) onun çıkarılmasını ve eski bağlarının getirilmesini emretti.( İbnu Mubarek, K. Zühd, No: 383.)

Yine Allah Resûlü (s.a.v) bir defasında yeni bir ayakkabı giymişti, namazda ayakkabının güzelliği hoşuna gidince hemen secdeye kapandı ve namazdan sonra: “Gazabına uğramayayım diye Rabbime karşı tevazu gösterip secdeye kapandım” buyurdu. Daha sonra o ayakkabısını çıkarttı ve karşılaştığı ilk dilenciye verdi. Sonra Hz. Ali’ye, kendisine bir çift tüysüz ve sade ayakkabı satın almasını emir buyurdu ve onları giydi.( Zebidi, İthafu’s-Sade, III, 204. (Buradaki kayda göre hadisi, Abdulah b. Hufeyf, “Şerefu’l-Fukara” isimli eserinde, zayıf bir senetle Hz. Âişe’den (r.a) rivayet etmiştir)

Manen zayıf olan müminler de namazda kendilerine arız olan olumsuz düşünceleri kalplerinden gidermeye, kendilerini onlara kaptırmamaya ve onları içlerinde tekrar etmemeye çalışmalıdırlar. İmanlarındaki yakîn nurunun zayıflamaması ve hemen kalp uyanıklığını sağlamak için bu lazımdır.

Manevi afetler kalbe heva/kötü arzular yoluyla ve şeytanın kalbe yerleşmesi sebebiyle girer. Hevanın kalpte yer etmesi ve şeytanın kuvvetli oluşu ise, gafletin uzun sürmesi ve taattan tat alınmamasından kaynaklanır. Bunun sebebi de nefsin şehevî isteklere serbestçe dalması ve nefsanî sıfatların kula hakim olmasıdır.

Nefsin rahatça hareket etmesi ve kötü sıfatlarının kuvvet kazanması kalbin darlığından ve yakîn inancındaki zafiyetten ileri gelmektedir. Çünkü kulun yakîni kuvvet bulsa göğsü genişler; yakîn nuru hevasının karanlığını aydınlatır. Gecenin gündüzde kaybolduğu gibi nefis de kalpte tamamen kaybolur. Kulun elde ettiği müşahede hâli, şeytanın hareket alanını kapatır ve kötü adetlerin etkisini kalpten siler atar. Artık kul kesin olarak bilir ki içinde bulunduğu zikir ve namaz kendisi için daha faydalı, düşündüğü acil dünya zevklerinden ve kötü isteklerinden sonuç itibariyle çok daha yararlı ve çok daha övülecek bir durumdur. Bu durumda içinde bulunduğu zikir hâli onu, kötü düşünceden alıkoyar.

Bu iki makamdan sonra övülecek ve bahsedilecek herhangi bir hâl yoktur. Namaz kılan kimsenin ilahi hitabın anlaşılmasında, okuduğu kelamın ma'nasını tefekkürde, ilahi maksat ve murat üzere bulunmada kalbinde bulduğu açık ve noksanlıklar aslında kul için Allah tarafından yapılan bir uyarı ve içinde bulunduğu hâli tanıtmadır.

Bu durum, tilavetin sağladığı ek bir faydadır. O, ameldeki ihlasın alameti, tefekkürün bereketi, kulun güzel ibadetlerinin kabul edilmesinin ve şükre layık bir halde olduğunun delilidir. Artık kul, ona bağışlanan bu fazla nimeti almalı ve ondan avuç avuç toplamalıdır. Artık başka şeylere bakmamalı ve temenni etmemelidir. Kalbini dünyevî düşüncelerden çektikten sonra bir daha ona yönelmemelidir.

Bu durumda şeytan sinsice yaklaşıp namaz kılanın kalbine kulak kabartır; oraya vesveseler verir, onu aldatmaya heves eder ve kendisine ümniye/boş şeyleri hayal ettirme yolundan girip aldatmaya çalışır. Çünkü ayette şeytan, insanı saptırmak için sapıklıkla boş kuruntuyu birlikte saymıştır. O, şeytanın kulun amellerini iptal etmek için yaptığı yalan vaadlerdir. Baksana Allahu Teala, şeytanın bu hâlini nasıl haber veriyor. Ayette şöyle buyrulmuştur:

“Şeytan dedi ki: Onları mutlaka saptıracak ve boş kuruntulara aldatacağım.”( Nisa 4/115.)

Diğer ayette bu manada şöyle buyrulmuştur:

“Onlardan gücünün yettiği kimseleri davetinle şaşırt. Süvarilerinle, yayalarınla onları yaygaraya boğ. Mallarına ve evlatlarına ortak ol. Kendilerine boş vaadlerde bulun. Aslında şeytan, insanlara aldatmadan başka bir şey vaad etmez.”( İsra 17/64.)

Sonra Yüce Allah, şeytanın bu hile ve aldatmasından bazı kullarını hariç tutmuştur. Onlar, Yüce Allah’ın desteği ile şeytana karşı galip gelen, ilahi koruma içinde bulunduklarından ve Allah’ı kendilerine vekil edip O’na tevekkül ettiklerinden düşman/şeytan onlara ulaşıp da bir zarar veremez. Bütün bunlar, şu ayetlerde ifade edilmektedir:

“Şurası muhakkak ki, benim ihlaslı kullarım üzerinde senin hiçbir tesirin ve ağırlığın olmayacaktır. Onlara vekil olarak Rabbin yeter.”( İsra 17/65.)

“Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size öyle bir kudret vereceğiz ki, ayetlerimiz (mucizeler) sayesinde düşmanlar size erişemeyecektir. Siz ve size tabi olanlar üstün geleceksiniz.”( Kasas 28/35.)

“Gerçek şu ki, iman edip de yalnız Rablerine tevekkül edenler üzerinde şeytanın hiçbir hakimiyeti yoktur.”( Nahl 16/99.)


"Kulun namazda okuduğu her bir kelimeden geleceği hakkında derin tefekküre dalması, daha önceden yaptığı kusurlardan onu alıkor; içinde bulunduğu şeyle meşgul olması ise, onu anladığı şeye bağlar. Kul okuduğu şeylerin zâhiri manalarının dışında bir takım şeyleri anlar ve bu anladıklarını kendisini ilgilendiren ve ihtiyacı olan şeylere ulaşmaya bir delil yapar. Bunlar derin anlayışlara açılan kapılardır; kula namazda açılır; okuduğu Kur’an onların anahtarı olur. Sonra kul daha ötelere geçer; kendisi için en faydalı ve en gerekli şeylere ulaşır. O, tanıdığını bu şekilde tanır; öğrendiğini bu yolla öğrenir.

Namaz kılan kimse, tilavet esnasında okuduklarını bırakıp faydasız şeyleri düşünmesi veya okunan ayetlerin dışında başka şeylerle meşgul olması onun anlayışını engelleyen bir perde olur ve onu ilmin hakikatinden uzaklaştırır. Kul bunlara son vermelidir.

Tilavetin/Kur’an okumanın hakikati; okuduğu kelamın bâtınî ma'nasını derince düşünmekle ve ilahi hitabın gizlilikleri üzerinde tefekkür ile olur. Kul kalbini murad edilen manalara bağlamalı, fikrini ise onu Allah’a erdiren ve Allah’tan uzaklaştıran şeyler hakkında tezekkür etmede/iyice düşünmede kullanmalıdır. Çünkü bu kelam “Aziz” olan Allah’tan gelen “şerefli” bir kelam, “Latif” Zattan gelen gelen latif/sırlı bir kelam, “Hakim” olan Mevla’dan gelen hikmet yüklü bir kelam, “Âlî” Rabbimizden gelen yüce bir kelamdır.

İlahi kelâmın/Kur’an’ın zâhiri manası anlayışa yakın ve kolaydır. Bâtını ise engin bir deryadır. O’nu dinleyen kimse, herkesin anlayacağı bir yönü bulunduğu için “onu anladım!” der. Ama onu müşahede ettiğinde m*******n inceliğinden dolayı sanki hiç işitmemiş gibi olur. Akıl sahibi kimse onu, beyanının açık olması ve hikmeti tafsilatlı olduğundan dolayı bildiğini zanneder, fakat kelamın hakikati kendisine öğretildiği zaman, manalarının derinliğinden ve alanının genişliğinden dolayı sanki onu hiç anlamamış gibi gelir.

Bir kısım insanlar, Kur’anın açıklamalarını duyduklarında bununla aldanmışlar ve ondan daha güzelini söyleyebileceklerini iddia etmişlerdir. Başka topluluk ise onun meselelerini anladıktan sonra, ondan başka bir kitap talep edip onun yerine başkasının getirilmesini istemişlerdir.

Bir başkaları da Kur’an’ı işittiklerinde onu anladıklarını iddia etmişler fakat en doğru söz sahibi Yüce Allah onların yalan söylediğini bildirmiş ve onların Kur’an’ı gerçekte işitmediklerini haber vermiştir.

Allahu Teala başka bir ayetinde bütün bunların onların cehaletinden kaynaklandığını haber vermiş; bu konuda ki cüretlerinin hayret verici olduğunu bildirerek onların vasıfları hakkında şöyle buyurmuştur.

“Kendilerine ayetlerimiz okunduğunda onlar: “işittik; istesek bunların bir benzerini biz de söyleriz” derler.”( Enfal 8/31.)

“Öldükten sonra bize kavuşmayı beklemeyenler, kendilerine ayetlerimiz açık açık okunduğu zaman: “Ya bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir!” derler.”( Yunus 10/11.)


Allahu Teala diğer grubun sıfatları hakkında da şöyle buyurmuştur:

“Bunlar kulak verirler/dinlemiş gibi gözükürler, halbu ki onların çoğu yalancıdır.”( Şuara, 26/223.)

“Hiç şüphesiz onlar, vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır.”( Şuara 26/112.)

“İşitmedikleri halde, işittik/anladık diyenler gibi olmayın.”( Enfal 8/21.)


Allahu Teala Kur’an’ı can kulağı ile dinleyen ve m******* anlayan cinler hakkında şöyle buyurmuştur:

“Cinler şöyle dediler: Biz gerçekten doğru yola ileten harikulade güzel bir Kur’an dinledik ve ona iman ettik. Artık Rabbimize asla ortak koşmayacağız.”( Cin, 72/1-2)

Cinler, insanlardan daha kuvvetli ve büyük varlıklardır. Bu cinler, Kur’an’ı anlayanlardır. Bunun için Yüce Allah kendilerini övmüştür. Vahyin sahibi Yüce Allah, onu alan ve tebliğ eden peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v) hakkında da aynı şekilde şöyle buyurmuştur:

“Onların aksine sen o Kur’an karşısında hayran kalıyorsun, onlar ise alay ediyorlar.” ( Sâffât 37/12.) Yani sen Kur’an’a, verdiği açıklamalara ve onun indirilmesine hayran kalıyorsun; ama cahiller onunla alay ediyorlar

Kur’an okuyan kimseye, tilavet ettiği ayetler, ilahi azamet ve kudreti tefekkür etme kapısını açar. Kul ilahi kelam vasıtasıyla ahiretle ilgili nimet ve azabı müşahede imkanı bulur. Bundan dolayı ona iki sevap verilir; birisi tefekkür, diğeri namaz sevabı.

Bu anlattıklarımız müminlerin geneli için ihsan edilen ziyade nimetlerdir. Mukarrebun makamındaki seçkin kullar için ise, bunlarla birlikte onların ötesinde şeyler vardır. Onlar, namazda okudukları Kur’an’la gayb aleminden açılan ilim ve nurlara yöneltilir ve ilahi kelamın sayesinde Yüce Sevgiliye ait sırlara vakıf olurlar. Yine bu Kur’an tilavetiyle elde ettikleri yakîn nuru ile kendilerine ilahi izzet, ceberut, yücelik ve azamet aleminin sırları keşfedilir/açılır. Yüce Allah, onlardan daha önce istediği bir tefekkür ve derin düşünce olmaksızın kendilerini bu haller ile yüz yüze getirir ve onları müşahedesine/tecellilerini seyretmeye mecbur eder. Bu durumda dilleri konuşmaktan kesilir, akılları anlamaktan mecalsiz kalır; Yüce Allah onların kalp ve düşüncelerini bir şey talep etmekten alıkoyar. Onlara herhangi bir sebebe bakma ve yönelme imkanı vermez. Bilakis onlar, herhangi bir çaba ve gayret göstermeksizin, nasıl olduğunu bilmeksizin ve olması için bir irade göstermeksizin bu halleri yaşarlar. Sonra onlar,
içinde bulundukları hâlin hakkını verip manevi nasiplerini elde ettiklerinde daha ötelere, en büyük aleme geçerler; ilahi huzurda dururlar, devamlı Cenab-ı Hakkın yanında olurlar.

Onlar, bir an olsun müşahede esnasında başka şeylerle meşgul olup durmazlar. Allah’tan gayri müşahede ettikleri şeylerle huzur bulup sükuna ermezler. Çünkü onlar beyan/açıklanan mana ile değil onun sahibi ile, haber ile değil yakîn ile, müşahede ettikleri varlıklar ile değil, her şeye şahid olan Mevla ile, varlık ve eşya ile değil, onu yoktan var eden ve varlığını devam ettiren Yüce Zat ile birlikte olmak istemektedirler.

Allah onlara murad ettiği şeyleri gösterir; onlardan başka şeylere yönelme hâlini kaldırır; hakkı yakînen tanıdıklarından onları tembellik ve taşkınlıktan kurtarır. Onları başka şeye bakmaktan keser, varlıklara bağlanmaktan uzaklaştırır. Onlar kendilerine ayetlerini açıklayan zata tam olarak bağlanırlar, Yüce Allah onlara başka şeyden faydalanmayı unutturur. Onlar kendilerini bu makama ulaştıran Yüce Zata bağlanırlar; Allah onlara zatını tanıtır, kendilerini Zatına sevk eder, huzuruna giden yolda onlara delil olur.

Bu anlattıklarımız, Yüce Allah ile özel bir kuvvete sahip olan, O’nunla zengin olup bütün varlıklara muhtaç olmaktan kurtulan, O’nu bulup kalbinden bütün varlıkları atan, O’nunla zikreden ve sabreden kimselerin sıfatıdır.

Namaz kılmak isteyen kimse, ihtiyaçlarını görüp önemli hacetlerini bitirdikten sonra namaza durmalıdır. Geride, kalbini daraltacak ve düşüncesini dağıtacak bir iş bırakmamalıdır. Böyle yaparsa, kalbi namazda boş olur, düşüncesi toplanır, aklı okuduğunu anlayacak şekilde uyanık olur, kalbi ile dili bir birine uyar; bu şekilde kul her şeyi ile Rabbine yönelir. Bu, şeytanla mücahedesinde zayıf düşen ve hak yolundaki yarışta velilere ulaşamayan manen hasta kimselere emredilen bir durumdur.

Bu konuda Rasûlullah’ın (a.s.v) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

“Güçlü mümin, zayıf olan müminden Allahu Teala’ya daha sevimlidir. Bununla birlikte her birinde hayır vardır.” ( Müslim, Kader, 34; Nesai, Ameli’l-Yevmi ve’l-Leyle, 195; İbnu Mace, Mukaddime, 10; Beyhaki, Sünen-i Kübra, X, 89; İbnu Hıbban, Sahih, No: 5722.)

Allahu Teala da şöyle buyurmuştur:

“Müminlerden -özür sahibi olanların dışında-oturanlarla malları ve canları ile cihad edenler bir olmaz. Allah, malları ve canları ile Cihad edenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. Gerçi Allah hepsine de güzellik/cennet vaad etmiştir; ama mücahitleri, oturanlardan çok büyük bir ecirle üstün kılmıştır.”( Nisa 5/95.)
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
GoogleTagged: namaz namazda komik gelen akla

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Namazda 10güzellik İbadetler nurulhak 13 269 Son Mesaj 04 Aralık 2007, 17:51:49
Gönderen: TURKUAZ
İMANIN GİTMESİNE SEBEP OLAN ŞEYLER İman malibal 13 376 Son Mesaj 17 Ağustos 2007, 17:01:33
Gönderen: dürriyekta
EN SİNİR OLDUĞUNUZ ŞEYLER??? Kategori Dışı Tüm Anketler dürriyekta 12 262 Son Mesaj 23 Ağustos 2007, 19:51:56
Gönderen: s_naz
[SİHİRLİ OYUNCAKÇI] Sihirli oyuncakçıda bir şeyler oluyor Gündemden Başlıklar (Son Dakika Haberler) Haberci 0 67 Son Mesaj 01 Şubat 2008, 14:28:43
Gönderen: Haberci
YİYİP İÇMESİ HARAM OLAN ŞEYLER.. Genel Konular genco27 1 60 Son Mesaj 08 Ağustos 2008, 21:49:44
Gönderen: nur
TAŞINDI: YİYİP İÇMESİ HARAM OLAN ŞEYLER.. Serbest Kürsü TUĞBA PB 0 22 Son Mesaj 10 Ağustos 2008, 21:59:00
Gönderen: TUĞBA PB
Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Rengli Theme By Burak & Forum



Wap - Wap2 - Wap Forum - XML - Rss - tagged - arsiv
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.157 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu

Dün 19:59:05