| 19 Mayıs 2008, 23:28:47 |
|
koca_türk
Ziyaretçi
|
 |
« : 19 Mayıs 2008, 23:28:47 » |
|
O'na
Benim efendim! Ben sana bendim! Bir üfledin de Yıkıldı bend’im. Ben ki, denizdim, Dağbaşı bendim. Şimdi sen oldun, Âleme pendim. Benim efendim!
Benim efendim, Feza levendim! Ölmemek neymiş; Senden öğrendim. Kayboldum sende, Sende tükendim! Sordum aynaya; Hani ya kendim? Benim efendim!
Benim efendim! Emri yüklendim! Dağlandım kalbden Ve mühürlendim. Askerin oldum, Başta tülbendim; Okum sadakta, Elde kemendim. Benim efendim.
Necip Fazıl Kısakürek 1978
Anneciğim
Ak saçlı başını alıp eline, Kara hülyalara dal anneciğim! O titrek kalbini bahtın yeline, Bir ince tüy gibi sal anneciğim!
Sanma bir gün geçer bu karanlıklar, Gecenin ardında yine gece var; Çocuklar hıçkırır, anneler ağlar, Yaşlı gözlerinle kal anneciğim!
Gözlerinde aksi bir derin hiçin, Kanadın yayılmış, çırpınmak için; Bu kış yolculuk var, diyorsa için, Beni de beraber al anneciğim!...
Necip Fazıl Kısakürek
|
|
|
|
|
| 19 Mayıs 2008, 23:39:01 |
|
koca_türk
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #1 : 19 Mayıs 2008, 23:39:01 » |
|
Veda
Akşamı getiren sesleri dinle, Dinle de gönlümü alıver gitsin. Saçlarımdan tutup kor gözlerinle Yaşlı gözlerime dalıver gitsin.
Güneşle köye in, beni bırak da Küçüle küçüle kaybol ırakta. Bu yolu dönerken arkana bak da Köşede bir lahza kalıver gitsin.
Ümidim yılların seline düştü, Saçının en titrek teline düştü, Kuru yaprak gibi eline düştü, İstersen rüzgara salıver gitsin.
Tabut
Tahtadan yapılmış bir uzun kutu; Baş tarafı geniş, ayak ucu dar. Çakanlar bilir ki, bu boş tabutu, Yarın kendileri dolduracaklar.
Her yandan küçülen bir oda gibi, Duvarlar yanaşmış, tavan alçalmış. Sanki bir taş bebek kutuda gibi, Hayalim, içinde uzanmış kalmış.
Cılız vücuduma tam görünse de, İçim, bu dar yere sığılmaz diyor. Geride kalanlar hep dövünse de, İnsan birer birer yine giriyor.
Ölenler yeniden doğarmış; gerçek! Tabut değildir bu, bir tahta kundak. Bu ağır hediye kime gidecek, Çakılır çakılmaz üstüne kapak
Dua
Bende sıklet, sende letafet... Allah'ım affet!
Lâtiften af bekler kesafet... Allah'ım affet!
Etten ve kemikten kıyafet... Allah'ım affet!
Şanındır fakire ziyafet... Allah'ım affet!
Âcize imdadın şerafet... Allah'ım affet!
Sen mutlaksın, bense izafet! Allah'ım affet!
Ey kudret, ey rahmet, ey re'fet! Allah'ım affet!
|
|
|
|
|
| 20 Mayıs 2008, 11:21:41 |
|
#*#...!M@MH@T!PL!M...#*#
Bayan Moderatör
Üye Grubu : O Bir Klas
Yas : Yok
Cinsiyet : 
Nerden :
Kayit Tarihi : 09 Temmuz 2007, 15:12:11
Mesaj Sayisi : 5699
Konu Sayisi : 768
Üye No : 440
Rep Gücü : Rap 139
Kisisel Mesaj : S3WM3Y! ß!LM!ORS@N T@$1M@ O YÜR3Ğ!....
Online
|
 |
« Yanıtla #2 : 20 Mayıs 2008, 11:21:41 » |
|
necip fazılın bütün şiirleri çok güzell.. bende ekleyecem birazdan... =) emeğine sağlık abiii.
|
***** S3WG! BULM@K !Ç!N @R@Y1$@ Ç1KM@Y1N @LD@N@ ß!L!RS!N!Z ÇÜNKÜ 3N DOĞRU S3WG! UMM@D1Ğ1N1Z @ND@ G!R3R H@Y@T1N1Z@ V3 S!Z D@H@ N3 OLDUĞUNU @NL@M@D@N TUT@R 3L!N!ZD3N.... *****Resimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
|
|
|
| 20 Mayıs 2008, 21:28:23 |
|
koca_türk
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #3 : 20 Mayıs 2008, 21:28:23 » |
|
Perdeler
Perdeler, hep perdeler... Her yerde, her yerdeler. Pencerede, kapıda, Geçitte, kemerdeler... Perdeler, hep perdeler...
Ya benim sevdiklerim, Şimdi nerde, nerdeler? Önü bomboş perdenin; İçerde, içerdeler! Perdeler, hep perdeler...
Gönülde asıl perde; Onu hangi göz deler? Surat maske altında, Sis altında beldeler. Perdeler, hep perdeler...
Perdeye doğru akın; Atlılar, piyadeler. Yollar, yönler dolaşık; Değişik ifadeler. Perdeler, hep perdeler...
Bir tohumda bin gömlek. Giyim giyim fideler. Kalbler dilini yutmuş; Bangır bangır mideler. Perdeler, hep perdeler...
Son noktada son perde; Çevrilmiş seccadeler. Orada işte işte, Ölümden âzadeler! Perdeler, hep perdeler..
Çan Sesi
Odamda yanan mumu üfledi bir çan sesi. Gözlerim halka halka gördü bu uçan sesi. Önümden bir hız geçti, aktı ateşten izler; Açıldı kıvrım kıvrım toprak altı dehlizler. Şimşekler yanıp söndü, şimşekler sönüp yandı; Derindeki sarnıçta durgun sular uyandı. Sağa sola sallanıp, dan, dan, dan, çaldı çanlar, Durmadan çaldı çanlar, durmadan çaldı çanlar, Sular ürperdi, eşya ürperdi, tunç ürperdi; Çanlar, kocaman çanlar, korkunç korkuç ürperdi. Gördüm ki, adım adım, gölge gölge keşişler. Ebedi karanlığın mahzenine inmişler...
|
|
|
|
|
| 21 Mayıs 2008, 08:42:43 |
|
GENC_BOZKIRLI
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #4 : 21 Mayıs 2008, 08:42:43 » |
|
İŞte en çok sevdiğim şiirlerinden birisi :
KALDIRIMLAR
I
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum. Yolumun karanlığa saplanan noktasında, Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.
Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık; Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar. İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık; Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.
İçimde damla damla bir korku birikiyor; Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler... Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor; Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.
Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi; Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır. Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi; Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.
Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta; Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum! Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta; Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!
Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin; İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler. Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin; Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.
Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim; Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.
Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya; Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi. Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya, Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...
II
Başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi, Etinle, kemiğinle, sokakların malısın! Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi, Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın! Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri, Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında. Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri; Onun taşı erimiş, senin kafatasında.
İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var; Sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz. Dünyada taşınacak bir kuru başınız var; Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.
Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur! Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları. Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur... Ne senin anladığın kadar, kaldırımları...
III
Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece, Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler. Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince, Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der.
Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de, Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp. Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de, Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.
Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım; Onu bir başkasına râm oluyor sanırım, Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.
Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan; Bana rahat bir döşek serince yerin altı, Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan...
|
|
|
|
|
| 27 Mayıs 2008, 21:03:33 |
|
koca_türk
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #5 : 27 Mayıs 2008, 21:03:33 » |
|
YAR O Kİ
Falan, dağın ardında; Seslen, seslen, işitmez Filan toprak altında; Göz yaşları diriltmez
Neye vardın, vardın da? Ufuk varmakla bitmez. Bir şey göster kadında, Tılsımını eskitmez
Yar o ki, hep yadında; Eskimez ve eskitmez. Muradı muradında, Seni bırakıp gitmez
BU YAĞMUR
Bu yağmur, bu yağmur, bu kıldan ince, Nefesten yumuşak, yağan bu yağmur. Bu yağmur, bu yağmur, bir gün dinince, Aynalar yüzümü tanımaz olur.
Bu yağmur, kanımı boğan bir iplik, Tenimde acısız yatan bir bıçak. Bu yağmur, yerde taş ve bende kemik, Dayandıkça çisil çisil yağacak.
Bu yağmur, delilik vehminden üstün, Karanlık, kovulmaz düşüncelerden. Cinlerin beynimde yaptığı düğün, Sulardan, seslerden ve gecelerden...
|
|
|
|
|
| 28 Mayıs 2008, 10:59:22 |
|
GENC_BOZKIRLI
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #6 : 28 Mayıs 2008, 10:59:22 » |
|
HATRINA DÜŞECEĞİM
Kopkoyu bir sis içinde bir akşam Hatırına düşeceğim belki Bir an ıslayacak yağmur yüzünü Birden o tatlı demleri hatırlayacaksın Sonra sıcak yatağında uzun uzun Ağlayacaksın Ağlayacak.!
Boğazında bir şeyler düğümlenecek Ah yanımda olsaydı diyeceksin Tüm yıldızlar gülecek haline Ay'da göz kırpacak İliklerine işleyecek bensizlik Kahrolacaksın...!
Bir sigara tüttüreceksin ihtimal Ufku seyredeceksin saatlerce Bir rüzgar kopçalayacak yüzünü Sonra hayalim gelecek karşına Bir Şiirimi mırıldanacaksın Hıçkıracaksın..!
Gönlünden atamadığın gibi kafandan da Silemeyeceksin beni düşlerine gireceğim her gece İnce bir hüzün bürüyecek yüzünü Ve çırılçıplak gerçekleri o zaman Anlayacaksın..!
Sonra bir şeyler yazmak isteyeceksin Kafan gibi kaleminde işlemeyecek Unutmak isteyeceksin her şeyi Ama unutamayacaksın hiç bir şeyi Kıvranacaksın.!
Necip Fazıl Üstad
|
|
|
|
|
| 28 Mayıs 2008, 11:13:36 |
|
koca_türk
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #7 : 28 Mayıs 2008, 11:13:36 » |
|
ÇİLE
Gaiblerde bir ses geldi: Bu adam, Gezdirsin boşluğu ense kökünde! Ve uçtu tepemden birdenbire dam; Gök devrildi, künde üstüne künde... Pencereye koştum: Kızıl kıyamet! Dediklerin çıktı, ihtiyar bacı! Sonsuzluk, elinde bir mavi tulbent, Ok çekti yukardan, üstüme avcı Ateşten zehrini tattım bu okun, Bir anda kül etti can elmasımı. Sanki burnum, değdi burnuna (yok)un, Kustum, öz ağzımdan kafatasımı Bir bardak su gibi çalkandı dünya; Söndü istikamet, yıkıldı boşluk. Al sana hakikat, al sana rüya! İşte akıllılık, işte sarhoşluk! Ensemin örsünde bir demir balyoz, Kapandım yatağa son çare diye. Bir kanlı şafakta, bana çil horoz, Yepyeni bir dünya etti hediye Bu nasıl bir dünya, hikayesi zor; Mekânı bir satıh, zamanı vehim. Bütün bir kainat muşamba dekor, Bütün bir insanlık yalana teslim. Nesin sen, hakikat olsan da çekil! Yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam! Otursun yerine bende her şekil; Vatanım, sevgilim, dostum ve hocam!
Aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın, Benliğim bir kazan ve aklım kepçe, Deliler köyünden bir menzil aşkın, Her fikir içimde bir çift kelepçe. Niçin küçülüyor eşya uzakta? Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl? Zamanın raksı ne bir yuvarlakta? Sonum varmış, onu öğrensem asıl? Bir fikir ki sıcak yarad kezzap, Bir fikir ki, beyin zarında sülük. Selam sana haşmetli azap; Yandıkça gelişen tılsımlı kütük. Yalvardım: Gösterin bilmeceme yol! Ey yedinci gök, esrarını aç! Annemin duası, düş de perde ol! Bir asâ kes bana, ihtiyar ağaç! Uyku, katillerin bile çeşmesi; Yorgan, Allahsıza kadar sığınak. Teselli pınarı, sabır memesi; Size şerbet, bana kum dolu çanak. Bu mu, rüyalarda içtiğim cinnet, Sırrını ararken patlayan gülle? Yeşil asmalarda depreniş, şehvet; Karınca sarayı, kupkuru kelle... Akrep nokta nokta ruhumu sokmuş, Mevsimden mevsime girdim böylece. Gördüm ki, ateş de, cımbız da yokmuş, Fikir çilesinden büyük işkence.
Evet, her şey bende bir gizli düğüm; Ne ölüm terleri döktüm, nelerden! Dibi yok göklerden yeter ürktüğüm, Yetişir çektiğim mesafelerden! Ufuk bir tilkidir, kaçak ve kurnaz; Yollar bir yumaktır, uzun ve dolaşık. Her gece rüyamı yazan sihirbaz, Tutuyor önümde bir mavi ışık. Büyücü, büyücü ne bana hıncın? Bu kükürtlü duman, nedir inimde? Camdan keskin, kıldan ince kılıcın, Bir zehir kıymak gibi, beynimde. Lugat, bir isim ver bana halimden; Herkesin bildiği dilden bir isim! Eski esvaplarım, tutun elimden; Aynalar söyleyin bana, ben kimim? Söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa, Arzı boynuzunda taşıyan öküz? Belâ mimarının seçtiği arsa; Hayattan muhacir; eşyadan öksüz? Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim, Minicik gövdeme yüklü Kafdağı, Bir zerreciğim ki, Arş'a gebeyim, Dev sancılarımın budur kaynağı! Ne yalanlarda var, ne hakikatta, Gözümü yumdukça gördüğüm nakış. Boşuna gezmişim, yok tabiatta, İçimdeki kadar iniş ve çıkış.
Gece bir hendeğe düşercesine, Birden kucağına düştüm gerçeğin. Sanki erdim çetin bilmecesine, Hem geçmiş zamanın, hem geleceğin. Açıl susam, açıl! Açıldı kapı; Atlas sedirinde mavera dede. Yandı sırça saray, ilahi yapı, Binbir avizeyle uçsuz maddede. Atomlarda cümbüş, donanma, şenlik; Ve çevre çevre nur, çevre çevre nur. İçiçe mimari, içiçe benlik; Bildim seni ey Rab, bilinmez bilinmez meşhur! Nizam köpürüyor, med vakti deniz; Nizam köpürüyor, ta çenemde su. Suda bir gizli yol, pırıltılı iz; Suda ezel fikri, ebed duygusu. Kaçır beni ahenk, al beni birlik; Artık barınamam gölge varlıkta. Ver cüceye, onun olsun şairlik, Şimdi gözüm, büyük sanatkarlıkta. Öteler öteler, gayemin malı; Mesafe ekinim, zaman madenim. Gökte saman yolu benim olmalı; Dipsizlik gölünde, inciler benim. Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök! Heybem hayat dolu, deste ve yumak. Sen, bütün dalların birleştiği kök; Biricik meselem, Sonsuza varmak...
Necip Fazıl Kısakürek
|
|
|
|
|
| 28 Mayıs 2008, 11:35:49 |
|
GENC_BOZKIRLI
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #8 : 28 Mayıs 2008, 11:35:49 » |
|
SAKARYA İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya: Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir: Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.
Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat: Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne? Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine:
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için. Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
Rabb'im isterse, sular büklüm büklüm burulur. Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük? Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!..
Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya! Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal; Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan: Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan!
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân; Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu? Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna? Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir? Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler; Sakarya, kandillere katran döktü geceler.
Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya. Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!
İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su: Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek: Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl! Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun, Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve ben, gözyaşıyle ıslanmış hamurdanız; Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz: Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz!
Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya: Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!
|
|
|
|
|
| 29 Mayıs 2008, 21:44:03 |
|
koca_türk
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #9 : 29 Mayıs 2008, 21:44:03 » |
|
Ölüler
Ölüler bağırıyor mezarlarından;
Yolcular, oturun taşlarımızda!
Onları deviren biziz toprağa,
Biz attık onları böyle ayağa;
Sakın atlamayın kenarlarından!
Ölüler bağırıyor mezarlarından...
Yolcular, uzanın yere upuzun;
Dayayın taşlara başlarınızı!
Tüy yastıklar gibi rahat taşımız,
Birleşsin bir lâhza orda başımız!
Bizdedir cevabı kuruntunuzun;
Yolcular, uzanın yere upuzun!
Ben de bir gün böyle haykıracağım:
Yolcular, oturun mezar taşımda!
Yolcular, önümde fısıldaşacak,
Yolcular, aşılmaz yollar aşacak.
Taşımı yerlere yatıracağım;
Ben de bir gün böyle haykıracağım!
|
|
|
|
|
| 31 Mayıs 2008, 23:44:53 |
|
koca_türk
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #10 : 31 Mayıs 2008, 23:44:53 » |
|
Sonsuzluk Kervanı
Sonsuzluk Kervanı, "peşinizde ben, Üç ayakla seken topal köpeğim!" Bastığınız yeri taş taş öpeyim. Bir kırıntı yeter, kereminizden! Sonsuzluk Kervanı, peşinizde ben...
Gidiyor, gidiyor, nurdan heykeller... Ufuk önlerinde bayrak kulesi. Bu gidenler Altun Kol Silsilesi; Ölçüden, ahenkten daha güzeller. Gidiyor, gidiyor, nurdan heykeller...
Sonsuzluk Kervanı, istemem azat! Köleniz olmakmış gerçek hürriyet. Ölmezi bulmaksa biricik niyet; Bastığınız yerde ebedî hasat. Sonsuzluk Kervanı, istemem azat.
|
|
|
|
|
| 01 Haziran 2008, 12:45:39 |
|
#*#...!M@MH@T!PL!M...#*#
Bayan Moderatör
Üye Grubu : O Bir Klas
Yas : Yok
Cinsiyet : 
Nerden :
Kayit Tarihi : 09 Temmuz 2007, 15:12:11
Mesaj Sayisi : 5699
Konu Sayisi : 768
Üye No : 440
Rep Gücü : Rap 139
Kisisel Mesaj : S3WM3Y! ß!LM!ORS@N T@$1M@ O YÜR3Ğ!....
Online
|
 |
« Yanıtla #11 : 01 Haziran 2008, 12:45:39 » |
|
Geçen Dakikalarım
Kimbilir nerdeseniz, Geçen dakikalarım? Kimbilir nerdesiniz?
Yıldızların korkarım, Düştüğü yerdesiniz; Geçen dakikalarım?
Acaba tütsü yaksam, Görünür mü yüzünüz? Acaba tütsü yaksam?
Siz benim yüzümsünüz Eğilip suya baksam, Görünür mü yüzünüz?
Gitti bütün güzeller; Sararmış biri kaldı, Gitti bütün güzeller.
Gün geldi saat çaldı, Aranızda verin yer; Sararmış biri kaldı!...
Necip Fazıl KISAKÜREK
|
***** S3WG! BULM@K !Ç!N @R@Y1$@ Ç1KM@Y1N @LD@N@ ß!L!RS!N!Z ÇÜNKÜ 3N DOĞRU S3WG! UMM@D1Ğ1N1Z @ND@ G!R3R H@Y@T1N1Z@ V3 S!Z D@H@ N3 OLDUĞUNU @NL@M@D@N TUT@R 3L!N!ZD3N.... *****Resimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
|
|
|
| 01 Haziran 2008, 12:46:18 |
|
#*#...!M@MH@T!PL!M...#*#
Bayan Moderatör
Üye Grubu : O Bir Klas
Yas : Yok
Cinsiyet : 
Nerden :
Kayit Tarihi : 09 Temmuz 2007, 15:12:11
Mesaj Sayisi : 5699
Konu Sayisi : 768
Üye No : 440
Rep Gücü : Rap 139
Kisisel Mesaj : S3WM3Y! ß!LM!ORS@N T@$1M@ O YÜR3Ğ!....
Online
|
 |
« Yanıtla #12 : 01 Haziran 2008, 12:46:18 » |
|
Uyumak İstiyorum
İki yıldız arası göğe asılı hamak... Uyku, uyku... Zamansız ve mekansız, uyumak. Uyumak istiyorum; başım bir cenk meydanı; Harfsiz ve kelimesiz düşünmek Yaradanı.
İlgisizlik, her şeyden kesilmiş ilgisizlik; Bilmeyiz ki, en büyük ilme denk bilgisizlik. Usandım boş yere hep gitmelerden, gelmelerden; Bırakın uyuyayım, yandım kelimelerden!
Göz kapaklarımda gün, kapkara bir kızıllık; Kulağımda tarihin çıkrık sesi, bin yıllık. Bir yurt ki bu, diriler ölü, ölüler diri; Raflarda toza batmış peygamberden bildiri.
Her gün yalnız namazdan namaza uyanayım; Bir dilim kuru ekmek; acı suya banayım! Ve tekrar uyuyayım ve kalkayım ezanla! Yaşaya dursun insan, hayat dediği zanla...
Necip Fazıl KISAKÜREK
|
***** S3WG! BULM@K !Ç!N @R@Y1$@ Ç1KM@Y1N @LD@N@ ß!L!RS!N!Z ÇÜNKÜ 3N DOĞRU S3WG! UMM@D1Ğ1N1Z @ND@ G!R3R H@Y@T1N1Z@ V3 S!Z D@H@ N3 OLDUĞUNU @NL@M@D@N TUT@R 3L!N!ZD3N.... *****Resimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
|
|
|
| 01 Haziran 2008, 12:48:27 |
|
#*#...!M@MH@T!PL!M...#*#
Bayan Moderatör
Üye Grubu : O Bir Klas
Yas : Yok
Cinsiyet : 
Nerden :
Kayit Tarihi : 09 Temmuz 2007, 15:12:11
Mesaj Sayisi : 5699
Konu Sayisi : 768
Üye No : 440
Rep Gücü : Rap 139
Kisisel Mesaj : S3WM3Y! ß!LM!ORS@N T@$1M@ O YÜR3Ğ!....
Online
|
 |
« Yanıtla #13 : 01 Haziran 2008, 12:48:27 » |
|
Takvimdeki Deniz
Hasreti denizlerin, Denizler kadar derin. Ve o kadar bucaksız. Ta karşımda, yapraksız Kullanılmış bir takvim. Üzerinde bir resim; Azgın, sonsuz bir deniz. Kaygısız, düşüncesiz, Çalkanıyor boşlukta. Resimdeyse bir nokta; Yana yatmış bir gemi, Kaybettiği âlemi Arıyor deryalarda. Bu resim rüyalarda Gibi aklımı çeldi, Bana sahici geldi. Geçtim kendi kendimden, Yüzüme o resimden, Köpükler vurdu sandım. Duymuş gibi tıkandım, Ciğerimde bir yosun. Artık beni kim tutsun? Denizler oldu tasam, Yakar onu bulmazsam, Beni bu hasret, dedim Varırım elbet dedim. Bir ömür geze geze, Takvimdeki denize. Ne var bana ne oldu Odama nasıl doldu Birden bire bu meltem? Ve dalgalandı perdem, Havalandı kağıtlar. Odamda kıyamet var! Ah yolculuk, yolculuk Ne kadar baygın, soluk O gün bizde betbeniz Ve ne titrek kalbimiz. Ve eşyamız ne küskün. Yola çıktığımız gün Bir sıraya dizilmiş Gözyaşlarını silmiş, Bakarlar sinsi sinsi Niçin o anda hepsi Bir kuş gibi hafifler Arkandan geleyim der Niçin o güne kadar Dilsiz duran ne kadar Eşya varsa dirilir Yolumuza serpilir Ufak böcekler gibi Gezer onların kalbi Üstünde döşemenin Gizli bir didişmenin Saati çalar o an Birden bakar ki insan Herşey karmakarışık. Ayırmak olmaz artık Bir kalbi bir taraktan Ve kalb ağlayaraktan Çekilir geri geri Terkeder bu mahşeri. Bu mahşerin içinden O gün ben de geçtim, ben; Nem varsa, evim, anam, Çocukluğum, hatıram, Ve ne sevdalar serde Bıraktım gerilerde Kaçar gibi yangından. Rüzgarların ardından Baktım da süzgün süzgün Kurşun yükünü gönlün Tüy gibi hafiflettim. Denize hicret ettim...
Necip Fazıl KISAKÜREK
|
***** S3WG! BULM@K !Ç!N @R@Y1$@ Ç1KM@Y1N @LD@N@ ß!L!RS!N!Z ÇÜNKÜ 3N DOĞRU S3WG! UMM@D1Ğ1N1Z @ND@ G!R3R H@Y@T1N1Z@ V3 S!Z D@H@ N3 OLDUĞUNU @NL@M@D@N TUT@R 3L!N!ZD3N.... *****Resimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
|
|
|
| 01 Haziran 2008, 12:48:50 |
|
#*#...!M@MH@T!PL!M...#*#
Bayan Moderatör
Üye Grubu : O Bir Klas
Yas : Yok
Cinsiyet : 
Nerden :
Kayit Tarihi : 09 Temmuz 2007, 15:12:11
Mesaj Sayisi : 5699
Konu Sayisi : 768
Üye No : 440
Rep Gücü : Rap 139
Kisisel Mesaj : S3WM3Y! ß!LM!ORS@N T@$1M@ O YÜR3Ğ!....
Online
|
 |
« Yanıtla #14 : 01 Haziran 2008, 12:48:50 » |
|
Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris YapResimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
|
***** S3WG! BULM@K !Ç!N @R@Y1$@ Ç1KM@Y1N @LD@N@ ß!L!RS!N!Z ÇÜNKÜ 3N DOĞRU S3WG! UMM@D1Ğ1N1Z @ND@ G!R3R H@Y@T1N1Z@ V3 S!Z D@H@ N3 OLDUĞUNU @NL@M@D@N TUT@R 3L!N!ZD3N.... *****Resimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
|
|
|
|