Üye Girisi Yapmamissiniz Ya Da Zaten Bir Klas En Klas Forum Sitesi Üyesi Degilsiniz. Forumlardan Yararlanabilmek Için Üye Olmalisiniz. Lütfen Buraya Tiklayarak Ücretsiz Üye Olunuz.
  Klas En Klas Forum Sitesi > Kültür ve Sanat Bölümü > Biyografiler (Moderatör: TURKUAZ) > seyyid kutub
Konu Bilgileri Kisayollar
Konu Basligi seyyid kutub
Cevaplar 2
Önceki Önceki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 257
Sonraki Sonraki Konu

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: seyyid kutub  (Okunma Sayısı 257 defa)
12 Haziran 2007, 20:16:40
********
Üye Grubu : O Bir Klas
Nerden :
Kayit Tarihi : 07 Haziran 2007, 20:13:27
Mesaj Sayisi : 596
Konu Sayisi : 55
Üye No : 307
Rep Gücü : Rap 30
Kisisel Mesaj : k.f.d
Offline Offline

« : 12 Haziran 2007, 20:16:40 »



Hacı ibrahim Kutub'un oğlu olan Seyid Kutup,1906'da Asyut kasabasına bağlı Kalıa köyündedünyaya geldi. Babası köyde, sayılan bir kişi veVatan Partisinin bir üyesi
olarak bilinmekteydi.O zaman bu partinin başkanlığında Mustafa Kamil vardı. Hacıİbrahim Kutup ziraatla uğraşır,elde ettiği mahsulün bir kısmını satar bir kısmını
da fakirlere infak ederdi. Annesi ise çok mütedeyyin ve asil bir aileye mensup birisiydi. Seyyid Kutub'a terbiyesiyle, sevgi ve şefkatiyle çok tesir etmişti.
Seyyid Kutup'un Hamide ve Emine adlı iki kızkardeşiyle Muhammed adında küçükbir de erkek kardeşi vardı. Daha Kahire'de okurken babasını kaybedince, annesinin
ve kardeşlerinin bütün mesuliyetleri onun üzerine yıkılmış oluyordu. O bu durumdan oldukça sıkılmıştı. Bu sıkıntıdan biraz olsun kurtulmak için, annesini
Kahire'ye taşınmaya razı eder ve Kahire`ye taşınırlar.1940'da annesinin ani vefatıSeyid Kutup'u oldukça etkilemişti. Kendisini. hayatta yalnız hissetmeye başlar. Bu
konudaki duygularını bizzat kendisi bazı kitaplarında anlatmaktadır.SEYYİD KUTUB'UN HAYATININ DÖNEMLERİ Seyyid Kutup'un hayatını dört ana bölümde toplamak mümkündür.
  Bunlardanbirincisi doğumundan 1919'a kadar olan bölüm. Seyyid Kutup bu devrede babasının itinalı dini terbiyesi altında yetişmişti. Bir tarafta köylerindeki medreseye devamederken bir taraftan da babasının özel terbiyesindeydi. Daha on yaşına gelmeden Kur'an-ı Kerim'in tama mını ezberlemişti.Seyyid Kutup'un hayatındaki ikinci dönemise 1920 ve 1939 arasındaki zamanı içermektedir. Bu dönemde Kahire'ye giderek liseyi bitirir ve üniversiteye "Darul Ulum"a girer. Darul Ulum'a girmesindeki maksadı arap dilinde ihtisas sahibi olmaktı. Kardeşi Muhammed Kutub'un "Küçük Çığlıklar" adlı kitabının önsözünde de anlattığı gibi Darul Ulum'da dört sene  okumuştu. Burada okutulan dersler ise Tarih, Coğrafya, Arap edebiyatı, İngilizce,Sosyaloji, Matematik, Fizik, Felsefe ve dini ilimlerdi.Seyyid Kutup'u okutan hocaların başında ise Mehdi Allame geliyordu. Bu zat Seyid Kutup'un "Şairin hayattaki görevi" kitabının ön sözünde şunları diyor: "Seyyid Kutup'un benim talebem olması bana çok büyük bir mutluluk veriyor. Eğer hayatta benim ondan başka talebem olmasa bile onun varlığı mutluluk olarak kafidir." Darul Ulum'dan
mezun olduktan sonra Milli Eğitim Bakanlığında müfettiş olarak görev alır.Fakat bir yazar olarak görevini daha iyi yapabilmek için görevde fazla kalmayarak istifa eder.
Bu sıralarda hemen hemen her konuda kendisini yetiştirmek için okumaya daldığını görürüz. Özellikle arapçaya çeşitli dillerden çevrilmiş eserleri incelemekte ve
değerlendirmeye tabi tutmaktaydı. Çok geçmeden Seyyid Kutup da tıpkı Taha Hüseyin, Abbas Mahmut Akkad ve Mustafa Sadık Rafı gibi harika bir yazar,olarak ortaya çıkıyordu.Onun yazıları da tıpkı ötekilerinki gibi aynı gazete ve dergilerde yayınlanmaya başlamıştı.Seyyid Kutup'un hayatının üçüncü merhalesini ise 1939 ile 1951 yılları oluşturmaktâdır. Bizim görüşümüze göre bu dönem aynı zamanda Seyyid Kutup'un İslâmi düşünceye dönüşünün de bir başlangıcı oluyordu. 1939'da "El-Muktatif' dergisi O'nun "Kur'an da Fennî Tasvir" adlı bir makalesini yayınlamıştı. Seyyid Kutup bu yazısında bazı ayetlerden örnekler vererek Kur'an'daki sanatsal güzellikleri ve onun üstün icazını ortaya koyuyordu.Bu yazısıyla aynı zamanda Kur'an'da icaz olayını inkar eden Akkad'ın görüşlerinden de ayrılmış oluyordu. 1945 yılında aynı konuda
iki kitap yayınladı.Seyyid Kutup bu kitaplarının, almış olduğu dini terbiyenin bir semeresi olduğunu açıkça itiraf etmekte, Kur'an'ın uslubu ve harikalığıyla kendisini uyandırdığını kabul etmektedir. O'na göre ilmi Kelamın uslubu olan cedel, dinde pek neticeye götürmemektedir. Çünkü akıl Kur'an'ın inceliklerini ve harikalıklarını tam olarak anlamaktan acizdir. Arkasından "Sahrada" adlı bir kasidesini yayınlayan Seyyid Kutup, burada her şeyin bir tertip ve ölçüye göre yaratıldığını anlatmaktadır.
1946'da "İşte Sahtekarlık" diye bir kitabı daha yayımlandı. Bu kitabında Abdullah Ali el-Kasımı ile iki konuda tartışıyordu. Bunlardan birisi "İnsanın yaratmak
konusundaki gücü" ikincisi ise "İnsanın dinlere inanmasıydı". Akkad ve onun gibileri makalelerinde genelde Abdullah Ali'nin kitabını, dolayısıyla fikirlerini
medhederken Seyid Kutup şiddetle tenkit ediyordu. Çünkü Abdullah Ali dinin hayatın gerçeklerine ters olduğunu, dine tabi olanların gerilediklerini, özellikle
İslâmın insanı gerilettiğini savunu yordu. İşte bundan dolayı Seyyid Kutup Abdullah Ali'nin demogojilerine yazdığı kitapda hücum ediyor, tenkit ediyor ve
onları çürütüyordu. 7 Ekimn 1946 da Seyid Kutup'un İslâmi fikre başlangıç olarak değerlendirilen "Konum Dersleri" adında bir makalesi daha yayınlanmıştı. Seyyid Kutup bu makalesinde Mısır'ın toplum yapısının,siyasi, ahlaki ve sosyal yönlerden tenkidini yaparak, müslümanları çalışmaya çağırıyordu. Toplumun ıslahı için ne yapılması gerekiyorsa müslümanların yapmak zorunda oluşunun Kur'an'ın emri olduğunu söyleyen Kutup delil olarak Allah'ın şu ayet-i kerimesini gösterip tefsirini yapı-
yordu: "Sizden iyiliği emreden, kötülükten sakındıran, bir topluluk olsun. İşte asıl kurtuluşa erenler onlardır.

İSLAMA DOĞRU YÖNELİŞ.


21 Ekim 1946 bu günkü medeniyeti tenkit ederek onun manevi değerlerdensoyutlanmış, sadece maddi bir medeniyet olduğunu delillerle açıklıyordu. 1948'in
sonlarında ise "İslâmda Sosyal Adalet" kitabını yayımladı. Kutub bu kitabında insanlığın arzu ettiği gerçek sosyal adaletin İslâmda olduğunu ve hakiki adaletin
Kur'an'ın gölgesinden başka hiç bir yerde olmadığını açık açık anlatarak hayatın her alanında olduğu gibi edebiyatın dahi İslâmi ölçülerden kaynaklanması gerektiğini
vurguluyordu.
1949'da Amerika'ya giden Kutub iki buçuk yıl kaldı. Amerika'da kaldığı bu müddet içersinde Mısır'daki arkadaşı Tevfik el-Hakim'e gönderdiği mektuplarda Amerikan
toplumunu ve medeniyetini devamlı olarak tenkit ediyordu. Çünkü ; bu medeniyette ruhi değerlerden hiç bir şey yoktur,diyordu. Aynı mektuplarında "El Melik" adlı kitabını da tenkit ediyordu. Çünkü Kutup bu kitabı İslâmi fikirlerle yoğrulmadan çok önce yazmıştı.

İşte Seyyid Kutup arkadaşına yazdığı mektuplarda bu kitabınin tenkidinde,"keşke kitabın konusu Yunan felsefesine göre değilde, İslâmi ruhla yazılmış
olsaydı. İnşallah gelecekteki konular,hayata, kainata ve insana özel bir bakış açısı olan İslâmdan kaynaklanır" diyerek temennilerini de bildiriyordu. Buna göre diyebiliriz ki Seyyid Kutup'un bu tarihten sonra edebiyata bakış açısı değişmiştir.Çünkü hayatının önceki dönemlerine baktığımızda edebiyatı din ile ilgisi
olmayan bir güzellik olarak değerlendirmekteydi. Fakat şimdi her şeyin olduğu gibi edebiyatın da tüm konularını doğrudan doğruya İslâmdan alması gerektiğini
söylemektedir.

1951 ile 1965 yıllarını kapsayan zaman parçası ise hayatındaki dördüncü merhaleyi oluşturuyordu. Kutup bu dönemde edebiyattan tamamensıyrılarak İhvan-ı Müslimin
teşkilatına katılmıştı. Abdulhakim Abidin'in anlattığına göre Seyyid Kutup artık İhvanın bir fikir elemanı olmuştu.Gerçi yönetici olarak Ihvanda hiç bir makamı yoktu ama iyi bir müntesip olarak İhvanın gazetelerinde ve dergilerinde halkı devamlı olarak İslâma davet ediyordu. Bir ara, 1954'deki tutuklanmasından önce
"İhvan-ı Müslimin" adlı gazete de yazı işleri müdürlüğü yapmış, orada yazdığı yazıları bir araya getirerek birçok kitaplar oluşturmuştu.Bu kitaplardan birkaçını
burada zikretmeden geçemeyeceğiz:

1- İslâm ve Dünyaya bakış

2- İşte Din Budur

3- İstikbal İslâmındır.

Kutup ayrıca İhvan-ı Müslimin gazetesinde din ile devlet işlerini birbirinden ayırarak dini siyasetten uzak tutan laik düşünceyi de şiddetle tenkit eder, siyaset başkadır, din başkadır sloganının bir hikaye olduğunu söyliyerek İslâmda böyle bir şey olmadığını haykırır. Çünkü Seyyid Kutup "İslâmın kalplerde bir inanç ve hayat için bir kanun olduğunu" vurguluyordu.Ezher üniversitesinin Kur'an-ı Kerim'i tefsir etmede taklidi tutumunu da açıkça tenkit eden Kutub bu konuda şöyle diyordu:

"Bu gün bütün dünya sosyalizm ve kapitalizm gibi belirli sosyal fikirlerin peşinde gitmektedir.Onun için Ezher üniversitesi İslâmi kültürü her yönüyle halka götürmelidir. İbadette, inanç ve hayatın her alanında, İslâmın kendisine has, her türlü noksanlıklardan uzak ölçülerinin olduğunu izah etmelidir. İster siyasette
olsun, ister iktisatta ve ister cezalarda olsun İslâmın hayatın her konusu için ölçüler koyduğunu anlatmalı ve İslâmı günlük hayata hakim kılmak için çalışmalar yapmalıdır.
SEYYİD KUTUB'UN ŞEHADETİ
Seyyid Kutup İslâma inanmış ve inandığı davanın gerçekleşmesi için de bir çok çalışmalar yapmış büyük bir mücahitti. 27 Kasım 1954'de, İhvan-ı Müslimin Mısır devlet başkanı Cemal Abdunnasır'a suikast girişimiyle itham edildiğinde Seyyid Kutup'da İhvan-ı Müslimin saflarına katılmıştı.Bundan dolayı İhvan-ı Müslimine mensup birçok müslümanla birlikte Seyyid Kutup'da tutuklandı. Yapılan yargılamanın neticesinde Seyyid Kutup'a ağır işlerde çalıştırılmakla birlikte on beş sene ağır hapis cezası verildi. Artık Seyid Kutup Kahire'den bir kaç km. uzakta "Limanneze" hapishanesinde yaşamaya başlamıştı. On sene hapis yattıktan sonra o zamanın Irak devlet başkanı Abdusselam'ın Abdunnasır'ı ziyaret ederek Seyyid Kutup'u serbest bırakmasını istemesi üzerine Kutub 1964'de serbest bırakıldı.Hapisten çıkan Kutub
1965'de "Yoldaki İşaretler" adlı kitabını yayımlayınca tekrar tutuklanır.Bu tutuklamada yine İhvan-ı Müsliminden bir çok müslüman vardı. Gerekçe olarakta İhvan-ı Müsliminin devlete karşı darbe girişimini ileri sürerek İhvanı ve Seyyid Kutup'u darbecilikle itham ediyorlardı.
22 Ağustos 1966'da Seyyid Kutup'a idam cezası verildiğinde, Assam el Attarin kitabında anlattığına göre Kutub bu kararı tebessüm ve Allah'a kavuşmanın verdiği büyük bir mutlulukla karşılamıştı. Muhammed Ali Eenna'nın dediğine göre Seyyid Kutup'un asılmasına asıl sebep Yoldaki İşaretler adlı kitabı idi. Seyyid Kutup'a verilen bu idam kararı, İslâm alemine yayıldığında Pakîstan'da Karaçi içinde Cemaati İslâminin mepsupları tarafından bir yürüyüş tertiplenmiş ve olay kınânarak Abdunnasır'dan kararı yeniden gözden geçirmesi istenmiştir.
Ayrıca yine Pakistan'da "Meclisi Nizami İslâm", "Cemaati İslâmi", "Cemaati Avami"de bu kararı aynı şekilde kınamışlardı. Diğer taraftan İngiltere'de Rabitatül İslâm, Lübnan'da "Cemaatı İslâm" teşkilatı, Ürdün'de birçok dini şahsiyetler, Sudan'da Seyyid Allal El Fasi ve İstiklal partisi başkanı Ahmet el-Hatib,
Irak'taki Rabıtanın başkanı Şeyh Emcek Eczzehavi ve bir çok İslâm alimleri Abdunnasır'ı bu kararından dolayı kınamış ve vaz geçmesi için ikaz etmişlerdi.
Bütün bunlara rağmen 9 Ağustos 1967 sabahı Lübnandaki "Ennebar"gazetesiyle Mısır'daki "Elehram" gazetesi idam haberini şu cümlelerle veriyorlardı."...Çelik miğferli askerlerden bir grup hazırlanıp, ağır silahlar artırılarak Kahire hapishanesinin etrafinda bir hisar oluşturuldu. Gazetecilerin hapishaneye girişi yasaklandı. Seyyid Kutup idam edildikten sonra da gazetecilerden bölgenin terk edilmesi istendi."Seyyid Kutup bir çok kıymetli kitap yazmıştı.Başta Kur'an-ı Kerimin bir tefsiri olan "Fizilal-i Kur'an" olmak üzere hemen hemen her konuda eseri vardır. Özellikle İslâmi konularda, edebiyat ve eğitim konularındaki eserleri daha çoktur.Bunlardan hemen hemen hepsi de türkçeye çevrilmiştir.
Allah ondan ve onun gibi mücahidlerden razı olsun.
« Son Düzenleme: 21 Kasım 2007, 17:37:28 Gönderen: turkuaz » Moderatöre Bildir   Logged

Resimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
hikayenin sonunda mecnun leyla'ya der ki:"eğer sen leyla'ysan...içindeki kim?...eğer içimdeki leyla'ysa...sen kimsin?"
21 Kasım 2007, 17:39:13
Administrator
*
Üye Grubu : O Bir Klas
Yas : 24
Nerden :
Kayit Tarihi : 24 Şubat 2007, 15:23:30
Mesaj Sayisi : 3150
Konu Sayisi : 473
Üye No : 15
Rep Gücü : Rap 45
Offline Offline

WWW
« Yanıtla #1 : 21 Kasım 2007, 17:39:13 »

çok etkileyici bi hayat hikayesi gercekten. Allah razı olsun..
Moderatöre Bildir   Logged

Resimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
26 Kasım 2007, 14:55:00
ESEDULLAH_HAKAN
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 26 Kasım 2007, 14:55:00 »

tşk ler. yelikubi.. harika bir paylaşım ALLAH razı olsun....
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Seyyid Nur Muhammed hazretleri (k.s) İslam Alimleri ve Allah Dostları dilhüba 0 98 Son Mesaj 02 Ekim 2007, 13:22:44
Gönderen: dilhüba
Seyyid Abdulhakim El-Hüseyni(k.s) İslam Alimleri ve Allah Dostları dilhüba 1 121 Son Mesaj 18 Kasım 2007, 03:20:59
Gönderen: ZEZA
Seyyid Kutup İslam Alimleri ve Allah Dostları koca_türk 0 143 Son Mesaj 06 Ocak 2008, 15:09:20
Gönderen: koca_türk
Seyyid Abdülhakim-i Arvasi İslam Alimleri ve Allah Dostları koca_türk 0 116 Son Mesaj 22 Ocak 2008, 00:00:12
Gönderen: koca_türk
Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi İslam Alimleri ve Allah Dostları koca_türk 0 174 Son Mesaj 09 Mart 2008, 20:16:01
Gönderen: koca_türk
Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Rengli Theme By Burak & Forum



Wap - Wap2 - Wap Forum - XML - Rss - tagged - arsiv
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.154 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu

09 Ekim 2008, 01:08:55