| 08 Ağustos 2008, 17:29:32 |
|
[_|HopeLeSs|_]
Üye Grubu : Klas Müdavimi
Yas : Yok
Nerden : oradan, şuradan, buradan... :)
Kayit Tarihi : 07 Ocak 2008, 20:53:56
Mesaj Sayisi : 469
Konu Sayisi : 44
Üye No : 814
Rep Gücü : Rap 50
Kisisel Mesaj : [кαямαкαяışıкℓαşмαктαуıм...
Offline
|
 |
« : 08 Ağustos 2008, 17:29:32 » |
|
ACABA Aşkları da devralır mı kalp nakli yaptıranlar?
YILMAZ ERDOĞAN
ACI
Yaşamak uğruna ölmek bu olsa gerek Sevmek uğruna acı çekmek bu olsa gerek Hayat uğruna savaşmak bu olsa gerek Peki ya senin uğruna Üzülmek niye?
Yılmaz Erdoğan
|
hala yalanların en güzelidir aşk...
|
|
|
| 08 Ağustos 2008, 17:31:25 |
|
[_|HopeLeSs|_]
Üye Grubu : Klas Müdavimi
Yas : Yok
Nerden : oradan, şuradan, buradan... :)
Kayit Tarihi : 07 Ocak 2008, 20:53:56
Mesaj Sayisi : 469
Konu Sayisi : 44
Üye No : 814
Rep Gücü : Rap 50
Kisisel Mesaj : [кαямαкαяışıкℓαşмαктαуıм...
Offline
|
 |
« Yanıtla #1 : 08 Ağustos 2008, 17:31:25 » |
|
Adın bahardı...
Kente yalnızlık gelirdi sen uyuyunca Yüzümde mevsim değişirdi uyandığında Bilmezdin gizliden seni sevdiğimi Aşkın içimde solardı adın bahardı
Eteğini koştururdun sokağımızda Sokak sus pus olur sana bakardı Bilmezdin gizliden izlediğimi Gözlerim gözlerinden korkardı Hatırlıyorum adın Bahar’dı
Sokakta bir bayramdı durakta bekleyişin Sanki sonsuz bir ayrılıktı okula gidişin Bilmezdin her sabah seni yolcu ettiğimi Yüreğim yol boyu ardından ağlardı Hatırlıyorum adın Bahar’dı.
Yılmaz Erdoğan
|
hala yalanların en güzelidir aşk...
|
|
|
| 08 Ağustos 2008, 18:06:50 |
|
[_|HopeLeSs|_]
Üye Grubu : Klas Müdavimi
Yas : Yok
Nerden : oradan, şuradan, buradan... :)
Kayit Tarihi : 07 Ocak 2008, 20:53:56
Mesaj Sayisi : 469
Konu Sayisi : 44
Üye No : 814
Rep Gücü : Rap 50
Kisisel Mesaj : [кαямαкαяışıкℓαşмαктαуıм...
Offline
|
 |
« Yanıtla #2 : 08 Ağustos 2008, 18:06:50 » |
|
AKBABA
Tanrım nereye baksam yeşil kasırgalar O sevip gitmekse o Çok uzak ve yemyeşil bakmaksa Tanrım nereye baksam yeşil kasırgalar
Yılmaz Erdoğan
|
hala yalanların en güzelidir aşk...
|
|
|
| 09 Ağustos 2008, 10:35:54 |
|
[_|HopeLeSs|_]
Üye Grubu : Klas Müdavimi
Yas : Yok
Nerden : oradan, şuradan, buradan... :)
Kayit Tarihi : 07 Ocak 2008, 20:53:56
Mesaj Sayisi : 469
Konu Sayisi : 44
Üye No : 814
Rep Gücü : Rap 50
Kisisel Mesaj : [кαямαкαяışıкℓαşмαктαуıм...
Offline
|
 |
« Yanıtla #3 : 09 Ağustos 2008, 10:35:54 » |
|
ALKOL İKİNDİSİ
Biz ne zaman içsek, Köfte geç gelir Ve oturur muhabbetin terkisine Çıplak bir efkar sözcüğü
Biz ne zaman içsek, Sabah akar meycinin cebine Günde kaç kez öpüşür ki akrep ile yelkovan Biz ne zaman içsek, İç değilizdir aslında. Dışımızda bronz bir akşam sözcüğü, Çırıl bir efkar sözcüğü Delikanlı kıvamında sevda değilse de Tabansız sevişmelerdeki el değmemiş pişmanlık Biz ne zaman içsek, iç değilizdir aslında.
Bu alkol ikindisi şiirle Şimdi burda açılsaydın Adımın baş harfi gibi Belki ağustos kokardı ağustos Sen, Fikrini ipotek etmiş kiralık sevdalara Senine boyuna sevilmiş sen Yalanı sevdasından büyük sen Bir bil-sen.
Biz ne zaman içsek seni düşünüyoruz Genzimizde göl gözyaşları Biz ne zaman içsek, İç değilizdir aslında.
Dışımızda bronz bir İzmir akşamı...
YILMAZ ERDOĞAN
|
hala yalanların en güzelidir aşk...
|
|
|
| 09 Ağustos 2008, 10:36:28 |
|
[_|HopeLeSs|_]
Üye Grubu : Klas Müdavimi
Yas : Yok
Nerden : oradan, şuradan, buradan... :)
Kayit Tarihi : 07 Ocak 2008, 20:53:56
Mesaj Sayisi : 469
Konu Sayisi : 44
Üye No : 814
Rep Gücü : Rap 50
Kisisel Mesaj : [кαямαкαяışıкℓαşмαктαуıм...
Offline
|
 |
« Yanıtla #4 : 09 Ağustos 2008, 10:36:28 » |
|
AMAN ORMANCI
nasıl hecelersen hecele hep aynı biçimde yazılıyor ayrılık
çok yol bilenler geçti ayağını yordamına göre uzatan kurdun kuşun bileceği hal değilmiş ya öylesi işte eski sözlere yeni kafiye bulmak gerekmez suyu sefası kendine yeten stabilize bir eğlenmektir hayat her sevdalıya aşık atmak gerekmez
sen, o hep önden giden çatallanan bahçesindeyken sevişmenin ki çıplak ve bensizliği ele almışken ne anlattığını bilmek istemeyen şiirler getiririm arkandan bir devrik cümlem kalır acınası iki çekingen benzetmem belki ve derisi soyulmuş bir nakaratım kalır yoluna ağladığım o türküden artık ehemmiyeti kalmaz köprünün ve hoş gül içimlik suların ya da -içkiden olsa gerek- masayı yıkan ormancının nasıl kıydın diye sormanın da manası yoktur suç delilleri ortadadır ve zaten kim olsa katılır akışına gerisinin
aman ormancı canım ormancı köyümüze bıraktın yoktan bir acı
acı köyde ya o yüzden türkü, yoksa roman olacak kentimizde geçse öyküsü
bir de gülüşün kalır dişlerinin etrafından ve bilişin kalır her şeyi ama her şeyi eski haliyle
YILMAZ ERDOĞAN
|
hala yalanların en güzelidir aşk...
|
|
|
| 09 Ağustos 2008, 10:37:29 |
|
[_|HopeLeSs|_]
Üye Grubu : Klas Müdavimi
Yas : Yok
Nerden : oradan, şuradan, buradan... :)
Kayit Tarihi : 07 Ocak 2008, 20:53:56
Mesaj Sayisi : 469
Konu Sayisi : 44
Üye No : 814
Rep Gücü : Rap 50
Kisisel Mesaj : [кαямαкαяışıкℓαşмαктαуıм...
Offline
|
 |
« Yanıtla #5 : 09 Ağustos 2008, 10:37:29 » |
|
ANLADIM..
Anladım, sabahları açılır. Esnaf çarşıları yeminle Bedreddin'im bir ağaca asılır.
Anladım, En büyük yalan yemindir. Edilir sabahları, Gecesini hatırlamayan esnafların
Tüm merasimleri gömdüm. Ömrümün reklam amaçlı takvimlerine. Anladım, Kimse üzgün değildi. Bayraklar yarıya indiğinde.
Bir tek el isteyen, Yordam ve özür dileyen,
Anladım. Herkese kötü şeyler hatırlatan yüzüm, Evet yüzümdü. Her görüşmeye taşıdığım, Kandırılmaya gönüllü bir gönülle, Az sütlü neskafelere sigaralar iliştirdim. Göz gördüm başka açılara ayarlı. Uzun bir yüz gördüm. Meğer filmin sonu diye ayarsız Fin yazardı end zamanında Bir zamanlar, Fransızlar hep Fransız kalacaklar, Sabah sinemasında pazarları...
Aklımı alıp doğduğum evin, Müze olma isteğine saklayacaklar.
Ama kavaklar büyüyecek. Herkesten gizli boyatmak, Bir kavağın becereceği iştir ancak.
Anladım ki ağaçlar, Toprağa acı verdikçe büyüyorlar.
Her pazartesi and içip, Cumaları marşa basan, Camiler dolusu yemin edip, Taburlarca yalan söyleyen, Bu toprakta bu ağaç Kuruyacaktır elbet.
Anladım. Kimseye acı vermeden, Büyünmüyor. Namusum ve şerefim ve Çocukluğumun üzerine beton dökerim ki Tüfek filan değil, Çimento icat edildi de Bozuldu mertliğin mimarisi, Esrarlı bir ülkeye göçtü sabrın taş ustaları.
Anladım. Altı dükkan olsun istiyor evinin. Ve ağlamaklı bulmuyor apartımanları Benim taş ustamın karısı. Ve her yerde Şube açmak istiyor. İskender kebabını icat eden, Büyük İskenderin çocukları Ki gölge filan etmez. Yoğurtlu bir ziyafet çekerdi. Diyojenle karşılaşsaydı.
Anladım. Bursalı İskenderin, Romalı arkadaşından daha çoktur Uygarlığa katkısı.
Oysa; Bu satırlarla üstünü örten ben, Kelimelerle sargı bezi ve Merhem yapan, Ozanlığı en çok kendini üzen ben, Anladım. Sadece öğlenleri açarım yaramı. Ve hiçbir yerde şubesi olmaz, Bu kanamalı hastanın.
Anladım.
YILMAZ ERDOĞAN
|
hala yalanların en güzelidir aşk...
|
|
|
| 09 Ağustos 2008, 10:38:12 |
|
[_|HopeLeSs|_]
Üye Grubu : Klas Müdavimi
Yas : Yok
Nerden : oradan, şuradan, buradan... :)
Kayit Tarihi : 07 Ocak 2008, 20:53:56
Mesaj Sayisi : 469
Konu Sayisi : 44
Üye No : 814
Rep Gücü : Rap 50
Kisisel Mesaj : [кαямαкαяışıкℓαşмαктαуıм...
Offline
|
 |
« Yanıtla #6 : 09 Ağustos 2008, 10:38:12 » |
|
AŞK HAYATI
Sevmek gibi geliyordu her şey, sevmek gibi gidiyordu kadın adının anlattığı, canın tenini yakmasıydı bir bulut evet ama aslolan bulutun suyu yağmasıydı...
"Bir insanı sevmekle başlıyordu her şey" ve boşanmak için en az iki şahit gerekiyordu
YILMAZ ERDOĞAN
|
hala yalanların en güzelidir aşk...
|
|
|
| 09 Ağustos 2008, 10:38:51 |
|
[_|HopeLeSs|_]
Üye Grubu : Klas Müdavimi
Yas : Yok
Nerden : oradan, şuradan, buradan... :)
Kayit Tarihi : 07 Ocak 2008, 20:53:56
Mesaj Sayisi : 469
Konu Sayisi : 44
Üye No : 814
Rep Gücü : Rap 50
Kisisel Mesaj : [кαямαкαяışıкℓαşмαктαуıм...
Offline
|
 |
« Yanıtla #7 : 09 Ağustos 2008, 10:38:51 » |
|
AŞKIMIZ
Aşkımız iki gözlüklünün öpüşme çabasıydı; gözlükleri çıkarmak hiç aklımıza gelmedi.
Hiç düşündün mü belkiyi Belki, eline en yakışan takı benim elim. Belki de en belli olacak yalan, benim söylediğim... Belki sen ve belki ben...
Yoksulluk, kirden rengi tanınmayan bir beyaz tutsaklık... İnsan kendine iltica edebilir mi?
Ölü olarak ele geçiriliyor en sıcak insan sözleri.. Ve hüznüm bir kamu morgunda işe başladı.
YILMAZ ERDOĞAN
|
hala yalanların en güzelidir aşk...
|
|
|
| 09 Ağustos 2008, 10:40:10 |
|
[_|HopeLeSs|_]
Üye Grubu : Klas Müdavimi
Yas : Yok
Nerden : oradan, şuradan, buradan... :)
Kayit Tarihi : 07 Ocak 2008, 20:53:56
Mesaj Sayisi : 469
Konu Sayisi : 44
Üye No : 814
Rep Gücü : Rap 50
Kisisel Mesaj : [кαямαкαяışıкℓαşмαктαуıм...
Offline
|
 |
« Yanıtla #8 : 09 Ağustos 2008, 10:40:10 » |
|
BAŞKALAŞAN AŞK
Adını anmak güzeldi, dost ağızlarda sana dair cümlelerin ıslatılması... Adını anmak... Yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel avuntularına sırt çevirip senden söz açmak... Biraz gülünç, biraz sitemkar... güzeldi... Adının Türkçedeki yankısı özeldi...
Seninle yoğurt yemek, kendi Kanlıcanlı, Sülalesi Kandilli yoğurtçunun mekanında... Denize amors durup, yüzüne cepheden bakmak güneşli bir mavilikte.... güzeldi..
İpe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini tutmak, yüzünde Yüzyıllık bir hasreti gidermek güzeldi...
Güzeldi'li geçmiş zamanları düşünüyorum şimdi... Cümlelerimiz öznesiz...Umursayan yok, Kanlıca'daki yoğurdu...
ve eşikteki öpücük, tarih bilinci olmayan bir aşkın mührüdür artık...
YILMAZ ERDOĞAN
|
hala yalanların en güzelidir aşk...
|
|
|
| 09 Ağustos 2008, 10:41:10 |
|
[_|HopeLeSs|_]
Üye Grubu : Klas Müdavimi
Yas : Yok
Nerden : oradan, şuradan, buradan... :)
Kayit Tarihi : 07 Ocak 2008, 20:53:56
Mesaj Sayisi : 469
Konu Sayisi : 44
Üye No : 814
Rep Gücü : Rap 50
Kisisel Mesaj : [кαямαкαяışıкℓαşмαктαуıм...
Offline
|
 |
« Yanıtla #9 : 09 Ağustos 2008, 10:41:10 » |
|
BENDE SANA YETECEK KADAR BEN KALMADI
Sus pus olmuş, puslu bir İstanbul'muydu yüzün, yoksa çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne Dolmabahçe da çay tadında.... Divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında, tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu. Ben rehnedilmiş yelkovan gibi... hani akrep'i seven ama yüreği takvim yokuşlarında...
Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı, sesinin sesimde yankılanmasının... sanki perdedekine üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün içime... Yalan! Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim seyir defterimde.. ve ben amerikanca bir filmi kürtçe seyrediyorum...
Kadın Beyoğlu'nun bir kış akşamında, üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan muzdarip yürüyordu... Adam da... Yürümek hiçbir şeyi çözmüyordu, bazı Aralık akşamlarında... Parmağında yaralı bir öyküyü taşıyordu adam... Kadının yüzünde bir hüzün... Hüzünlü aralık akşamında bir yüzük... Yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti... ... Soğuğun ve karanlığın vehameti!
Hayatı, bir başkasının pantolonu gibi, küçültülmüş, daraltılmış... İlk sahibinin o pantalonla yaşadığı şeyler, yani pantalonu pantalon yapan anılar, bazı ilkbahar bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen yazlar... Hepsi daraltılmış... Yaşananlara bir beden büyük geliyor artık hayat!
Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık olmak içinse erken... Beni sevda yerimden vurdu yine zaman... Şimdi sana söylenecek tek cümle:
Bende sana yetecek kadar ben kalmadı...
YILMAZ ERDOĞAN
|
hala yalanların en güzelidir aşk...
|
|
|
| 09 Ağustos 2008, 10:41:49 |
|
[_|HopeLeSs|_]
Üye Grubu : Klas Müdavimi
Yas : Yok
Nerden : oradan, şuradan, buradan... :)
Kayit Tarihi : 07 Ocak 2008, 20:53:56
Mesaj Sayisi : 469
Konu Sayisi : 44
Üye No : 814
Rep Gücü : Rap 50
Kisisel Mesaj : [кαямαкαяışıкℓαşмαктαуıм...
Offline
|
 |
« Yanıtla #10 : 09 Ağustos 2008, 10:41:49 » |
|
BİLDİĞİN GİBİ DEĞİL
Bizi bilirsin; avuçla su içmeyi marifet biliriz, yenilmeyi bir de kendi sahamızda...
bizi bilirsin; saçımızı ıslatmayı fiyaka biliriz, limonla! tesbih yaparız, düş kırıklarından..
bizi bilirsin; ağzının içinde oturmak isteriz ve rutubetin en yakıştığı yer biliriz ağzını...
bizi bilirsin; yaşamak biliriz, vademiz dolduğunda avuçlarında gömülmeyi...
YILMAZ ERDOĞAN
|
hala yalanların en güzelidir aşk...
|
|
|
| 09 Ağustos 2008, 10:43:20 |
|
[_|HopeLeSs|_]
Üye Grubu : Klas Müdavimi
Yas : Yok
Nerden : oradan, şuradan, buradan... :)
Kayit Tarihi : 07 Ocak 2008, 20:53:56
Mesaj Sayisi : 469
Konu Sayisi : 44
Üye No : 814
Rep Gücü : Rap 50
Kisisel Mesaj : [кαямαкαяışıкℓαşмαктαуıм...
Offline
|
 |
« Yanıtla #11 : 09 Ağustos 2008, 10:43:20 » |
|
BİR MEVSİMİN ACI GERÇEKLERİ
"Bir tek dileğim var mutlu ol yeter" sözünün bir kamyon yükü anlam taşıdığı günlerdi
Kaldırımlar toz ve kağıt topakları Ankara'nın Ankara'nın sonbahar yaprakları ayvalar sarı hüzünler olgun yaz yorgunu gövdeler serili betonlarda
Ben yanımda çok acıklı epey yol üstü sözler getirmiştim. "Sanki terk edilmiş bir viraneyim her yanım dağılmış yıkılmışım ben"
Okul önlük mevsimi ve kaplanması kitapların cumhuriyet gazetesiyle bir ön beslenme çantası kompleksi malum şu otlu peynir meselesi
Saçlarını süt mısırı örgü yapmış bir al yüz koca göz görüyorum. Sanki o tehlikeli yolun başındayım Aşk'a geliyorum! ama yanıma hep köy zılgıtlı sözler almışım arabesk kalıyorum her kent soylu aşkın karşısında "Bir kulunu çok sevdim" diyorum "O beni hiç sevmiyor" diyorum "Kalbimi ona verdim artık geri vermiyor" diyorum.
YILMAZ ERDOĞAN
|
hala yalanların en güzelidir aşk...
|
|
|
| 09 Ağustos 2008, 10:44:19 |
|
[_|HopeLeSs|_]
Üye Grubu : Klas Müdavimi
Yas : Yok
Nerden : oradan, şuradan, buradan... :)
Kayit Tarihi : 07 Ocak 2008, 20:53:56
Mesaj Sayisi : 469
Konu Sayisi : 44
Üye No : 814
Rep Gücü : Rap 50
Kisisel Mesaj : [кαямαкαяışıкℓαşмαктαуıм...
Offline
|
 |
« Yanıtla #12 : 09 Ağustos 2008, 10:44:19 » |
|
BİR NEVİ OTUZÜÇ YAŞ ŞİİRİ
Artık kısa pantolonlu çocukları Gençlik parkına götürmüyorlar Ve anneler trafik lambalarında köylü değiller o kadar Locadaki farelerden bile kemirgen Gişeci kadın nur sinemasında En sevdiğim karate filmi Tek kollu kahramanımızdı vang yu Ve ondan çok kollu doğmuştu bruce lee Ki genç yaşta kaybettik kendisini
Ulan falkonetti seni bir elime geçireceğim var ya Elektrikler kesilir zengin ve yoksul'un tam ortasında Ve'nin tam üstünde yani Hasstir dense de derinden yurttaşın Elektrik idaresindeki yurttaşa ne o yurttaş Zırpa pırta elektrik kesiliyor Diyebilesi yoktur ki
BİRTEK KOKUDUR GEÇMEYEN ZAMANLA HER DUYULDUĞUNDA BİRAZ DAHA KESKİNLEŞEN
O zaman amerikan arabaları bizim evin önünde Dolmuş eylerken caddeyi Ümit besen de film yapar niye yapmasın ki furyadır bu Ama seyretmek suça giriyor canım annem Zaten bu yumurtalı sandöviçlerle Kesin kovarlar bizi ki Korkarım her şiire konuk olacak Mahur bir otlupeynir kokusu süreyya sinemasında Mübarekler pikniğe gelmişler Hayır benim kokoş teyzem Mübarekler hakkari' den gelmişler
Okul bitimlerinde çamsakızı ağlamalar yok artık Filiz beni unutma ki hakkari Unutulmaya müsait bir yerdir Mektup yaz yoksa çok kurak geçecek bu yaz Hep saklayacağım hatıra defterime yazdığın Yazının yanındaki kan damlayan kalbi Seni seviyorum filiz Yemin et! bak vallahi!
Yok artık bu kendini şaşırmış Kendi edasını kendisi bozan cümleler
Niyazi'nin kısalığı uzunların problemi Aynı zekanın sırasında oturuyoruz Bozkırımın çilli çocuğuyla avukat oldu sonra Kimin neresine değer bu nostaljik kırıntılar Herkesin sandık odası kendine gizemli Ama kolejli çocuklar nasıl sevişiyor Ve kızlar yine kolejli onlarda ve taş gibi Bu kız var ya insanın sevgilisi olsa Uyku tutmaz adamı Ama rüyasında başka bir lavuğa vermesin hesabı Yükseliş'in tuvaletinde kız resmen düşük yapmış Tabii fevzi de yok Hepimizin bayıla bayıla yuttuğu Kolejli çocuk yalanlarını söylesin Ona kalsa artık sevişmese de olur Bütün okulu getirip götürmüşlüğü var Düzliseliliğimize cintonik içiyoruz Paralı palavralarıyla fevzi'nin Kolejliden darbe yeme işi ilerideymiş O zaman bilmiyoruz tabii
Haluk o zaman araba sahibi Ki biz bisiklet kavgası yapmaktayız daha Ağbim mustafa'yla E tabi mobilya dükkanı beş katlı olunca Olsun yakışır kardeşime ki bazı tandır ısmarlıyor Siteler dükkana gidince Nerden baksan kolası ayranı filan Epey para tutuyor konyalı'dan et yiyorsun kolay değil
Ah pınar! diye girmeli o sokağa Ey kalçası kendinden güzel kendinden bağımsız insan O kotu giyiyorsun ya senin değil Bizim üstümüze Yapışıyor Ki levis o zaman herkeste yok Biz yerli malı dandik kotu Çamaşır suyuyla amerikanlaştırıyoruz o devir ve Bir konvers almışım elden düşme ağlaya sızlaya Babaannem hiçbir marka bilmiyor Bu pırtıkları mı aldın diyebiliyor konversim hakkında Ve bir de filiz vermiş pınar'ın annesi bak sen Ve kader ve songül ve nazire Ve şu anda adını sayamadığımız Diyarbakır mantalitesinin kız çocukları Yakantop en erotik eğlencedir bize
Ah be melike geçme burdan çekirdek çitleye çitleye Biliyorsun fena oluyor yakan topun Ateşli kısmı sen gelince Annesi kuaför ya deli ediyor melike mahallenin istediği zaman fön çekemeyen kızlarını
SENİN GİBİ GÜZELİNİ BİR DAHA GÖREMEYECEĞİMİ BİLSEM NE ARTİSTİ BE KAPINA MENTEŞE OLURUM
Biliyorum aradan yirmi yıl geçti Bilmiyorum hangi manasız adamlarla seviştin Biliyorum çok geç oldu kalkacağız bu dünyadan Ama seni seviyorum melike Bu şiire biryerde rastlarsan mutlaka beni ara
Başak dediğin dünyanın en genç ******su Sokaktan geçen saçının arkası uzun çocuğu kesiyor Benim elimi tutarken ki orta ikide henüz Ben lise birdeyim ki saçlarımı ortadan ayırmaya Cesaretim yok daha Seni seviyorum diyor yalandan Vallahi bak diye and veriyor sahtekar Ve sahtekarlık benim küçük aşüfteme o kadar yakışıyor Ve ben kadınların sahtekarlıklarına inanmaya Öyle erken bir yaşta başlıyorum ki Biliyorum gülücüğünde tüm erkeklere yer var Başak'ın
Ama gel gör ki ben o zaman Böyle entelektüel bakmıyorum hadiseye Tabii diyorum oğlum sende Bu burun olduğu müddetçe Ve skoda bacak durumun düzelmedikçe ki Herşeyin ameliyatı var bunun yok Hiçbir kızı tümüyle çıplak göremeyeceksin Peki saçlarımı ortadan ayırsam? Gitmez olum manyaklaşma senin kafan üçgen O vakit doğumgünü partisi yapmaktır tek çare ki Bu sene benim üçüncü doğuşum olacak bu Ota boka parti veriyoruz dans ederken ilhan Bir bacağını sabit tutacaksın akabinde tak Bacağın kızın iki bacağı arasına sızıyor iyi mi Önce müzük eye of the tiger yeni çıkmış Ve bittabii sade kola içiliyor o zaman kızlarla Ortamda içki varsa zaten büyük hadise Daha kabız zamanlarımız o zaman, o da şundan Hani pederden gizli tuvalette sigara içmeler sırasında E malum tuvaleti frost oluyor Sigara zayi olmasın sebebi o soğukta Uzayan tuvalet seansları kabız etti netice Peki hep mi tuvalet ihtiyacı İclal yengenin yemekli gecelerinde Az ye hayvan gören de Seni evde aç bırakıyoruz zanneder Ama bu börek değil be kardeşim başka bir şey Ecevit diyor naif amcam bu işi götürür kadrosu var Demirel�in yok mu Koskoca demokrat parti tecrübesi var Ecevit erbakan�la işe girerse sonu olur bence Ben onu demiyorum kardeşim diyor necdet amcam ki O ağbeysine kardeşim dediğine göre kesin hır çıkacak
Allahım ne çok aktif siyaset bu Pasif insanların hayatında Kaç hükümet düşürdü kaç devrim yaptılar Tavuk etli rakı sofralarında küçüklüğümün Bu kadar sever misin memleketi? Al! Şımardı işte! Hadi gel dee hala mı demirel geyiğine girme O zaman demirel başbakan olarak var ve Spor yaptığına dair hiçbir emare yok
Yok artık o rakı sofralarındaki Umutlu umutsuzluk Hep parayı buldun bulamadın muhabbeti şimdiki
Sülün abla senin kıymetini o astsubay bilmez Perdenin aralığında görmedi ki seni Evlendiniz sen de lök diye soyundun Kostüm zorlama ışık berbat Hiçbirşey sahiden olmuyor Ama bizim filmimiz öylemiydi seninle Yatardık sotaya pencerenin önüne Ürpertir soğuk gece şehvet neyse işte Senin odanın ışığı yanar Nasıl çapkın yüzlük bir ampul İlk gülme efekti belirir gecede Hemen susturulur kıkırdayan bizzat gece tarafından Bir an kaybolur odanın kırsalında Oyalanırsın on saniye kadar Derken bir dönersin ki bizim perde aralığına Allahım sutyen katına! Ve sülün bir beyaz sutyendir ergenlik çağımın adı Hani senin assubayın görmediği bile Hani o gerdek karanlığında alelacele çıkarıp Yastığın altına tıkıştırdığın Ben sende kadın meselesini sevdim biliyor musun Şimdi bırak bu ayakları diyeceksin Ama samimi söylüyorum Senden öğrendim tenimde kadın ne iş yaparmış Eyvah dedim ben şimdi hep bundan isterim Eteği de mi çıkardın Yok canım bu kadarına dayanmaz Uzayan sokağın abazanları İşte düşleri de gerçeği de öldürecek kadar soluk Ve bir son yazısı kadar sevimsiz gecelik Örttü meselenin üstünü. Yani demem o ki sülün ablam Biz bilirdik kıymetini Assubaya verdiler o başka
Bir fiyakayla geldiler seni istemeye O zaman sıteyşın reno yeni çıkmış Bagaj kısmında çocuk taşımak marifet o zaman İşte besili papyonlu bir yeğeni oraya çıkarmışlar Sen de bizim arabanın kafa sallayan köpeği ol misali
Gittin netice Sıteyşın bir kederle Bir daha ne senin kıymetin bilinir Ne de biz yatabiliriz herhangibir kimseyle Senin beyaz sutyenin olmadan...
Yok artık kaldırımlarda çekirdek çitleyip Ayıp şeyler konuşan mahalle çocukları Teknoloji diyorlar bilgisayar internet şu bu Eğer geçmemişsen İnteraktif bir kahve muhabbetinin eleğinden Senden bibok olmaz açık söyleyeyim Yalanı yüzde görmek gözde tanımak dolanı Diye bir şey vardı ki çetleşmelerde bulunmaz Yok artı subayevlerinin Salkım tadında dizilmiş bahçelerinden Gül çalan varoş romantikleri Kurutup karşılıksız aşklarına vandallayan Çağla çalmaya gider mi insan babasıyla Tam dallas�ın oynadığı saatte ki o saatte Apartmanı götürsen kimsenin ruhu duymuyor Eee kolay mı olum lusi�ye rey amcası kaymış Gerçi o sıra amcası olduğunu bilmiyormuş Ama olsun netice değişmez Islak çağlalar cepleri nemlendiriyor ya Nasıl bahar oluyor anlatamam Veya kırmızıyla daha dün tanışmış bir kiraz tanesinin Ki cennetin afişi bir gün yapılacaksa Mutlaka bu kiraz tanesi de bulunmalıdır Ağza getirdiği bayram sabahı ekşiliği Ben seni denedim demiştin ya yeter mi sana Hala utanırım hatırladıkça Hani kendi kirazlarım dururken Senden istemiştim de hani....neyse utandım yine.
Yok artık golf sahası ki Kalın duvar dikenli tel ardından izliyoruz Elin amerikalısının bizim mahalledeki golf maçını Tam yirmi yıl golf sahasının kıyısında oturdu ama Golfün nasıl oynandığını hala bilmez mahalleli Bazan aralardan kaçak sızmalar yapardık Hani gelincik toplama hesabına
VE ANCAK BENİM ÜLKEMDE KOVALAR ÇOCUKLARI BEKÇİLER ÇİÇEK TOPLUYORLAR DİYE...
hele bir de golf topu bulduk mu tamamdır lan oğlum bu topla ne oynuyor bu kerizler
sonra kaldırdılar dikenli telleri açıldı halkımın parkı halkıma ama bir daha asla gelincik bitmedi orada bu da kıssamızın acıklı hissesi bizde faiz yok hata payı veriyoruz...
ve sevmeyi ne çok severdik kızları, memleketi ve faşistlerden ne çok nefret ederdik faşist dediğin de kurtlu murtlu elmanın öbür yarısı işte daha sümüğümüz pantolonumuzda kurumamış elimizde leo huberman sosyalizmin alfabesi çeviriyoruz geleni geçeni hoop nereden geliyorsun bilader sağcı mısın solcu mu ben hiçbirşeye karışmıyorum ağbi yıkın bu ipneyi ot bu!
romantik şiddet diye bir şey vardı yok artık şiddet öküzleme bir şiddet işte
HERKES KATİL OLDU SONUNDA OYSA BİR ARA BAZILARI KAHRAMANDI.
Kim sallar bu kağıt yokluğunda Çok bölümü tuvalet kağıdına yazılmış şeyleri Çünkü akasyalar da yok artık Nasıl açardı bir ******nun Orasını burasını açması gibi Bahardan önce gelip baharı çekiştirir gibi
Akasyalar Yazlık sinemasında ömrümün Afişi olmalıdır çocukluk bölümünün Zaten iyi insan bir sevdiği artisti unutmaz Bir de akasyaları Eğer ki çocukluğuna açmışsa Yenir de o biliyorsun Ondan sonra ne zaman bir kız elini tutsa Hatırlarsın tadını
Neyse geç oldu ağbiyciğim Şimdilik bırakalım İstersen bırakma kağıt bitti zaten Ama ömür bu hep yazmaya sebep Nasılsa devam edeceğiz Yazmaya. Yaşamaya.
YILMAZ ERDOĞAN
|
hala yalanların en güzelidir aşk...
|
|
|
| 09 Ağustos 2008, 23:56:22 |
|
Ayşegül
Üye Grubu : Klas Sever
Yas : 19
Cinsiyet : 
Nerden : Konya
Kayit Tarihi : 06 Temmuz 2008, 18:23:38
Mesaj Sayisi : 28
Konu Sayisi : 1
Üye No : 1609
Rep Gücü : Rap 1
Offline
|
 |
« Yanıtla #13 : 09 Ağustos 2008, 23:56:22 » |
|
bende sana yetecek kadar ben kalmadı :-)hepsi çok güzeldi sağolasın...
|
|
|
|
|
| 10 Ağustos 2008, 00:17:50 |
|
Üye Grubu : Klas Dostu
Cinsiyet : 
Nerden : Konya
Kayit Tarihi : 12 Temmuz 2008, 03:27:36
Mesaj Sayisi : 97
Konu Sayisi : 5
Üye No : 1657
Rep Gücü : Rap 6
Kisisel Mesaj : Allahu ekber!!!
Online
|
 |
« Yanıtla #14 : 10 Ağustos 2008, 00:17:50 » |
|
Bu şiirleri sesli dinlemek bambaşka..
Paylaşım için teşekkürler..
|
Zambaklar en ıssız yerlerde AÇaR..
|
|
|
|